Kaplan Language School etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaplan Language School etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2026 Salı

6 Ocak - Yeni Sınıfım

6 Ocak 2026 Salı 0

 Eveeeet, işte ben Kaplan Language School'un en üst seviyesindeki sınıfımla ilk dersime başladım. Sınıfa girerken çok heyecanlandığımı itiraf ediyorum 😥 Kathryn'den, Agatha'dan ve Daniela'dan ayrıldım. Safe place'lerimin hepsini aynı anda kaybettiğim için biraz da olsa gergindim. Yeni hocamın adı Tom, kızıl saçlı, çok güzel bir diksiyonu var. Özellikle kelime sonlarındaki sessiz harflerin üzerine bastıkça çıkan vurgu sesine hayran kaldım.

Her sabah dersimize oyunla başlıyoruz. Bir gün önce bize öğrettiği kelimeleri puzzle'ın içine yerleştirip bizden onları bulmamızı, tekil olarak bilgi yarışması yaparak aramızda rekabeti, grup çalışmasında birbirimizle eşit sürelerde sohbet etmemizi sağlıyor. Önceki sınıfımda sessiz kalmalı tercih eden öğrenciler çokça bulunurken bu sınıfta herkes konuşmak için oldukça hevesli.

Kursa ilk başladığım hafta, ben bu sınıfı sevmedim diye ayrılmıştım hani. O sınıfa geri döndüm 😱 Çoğu daha önce karşılaştığım insanlardan oluşuyor, yine kısa süreli gelip gidenlerle dolu. Ağırlık Alman, İtalyan, İsviçre, Brezilya'lılardan oluşuyor. Serpme halinde Arap, Kolombiyalı var ve tek Türk yine benim. Bizim ülkedekiler genelde temel seviyedeler. 

Ödevler daha çok (sonunda) daha uzun, sınıfta testleri çözmemiz için veya konu hakkında fikirlerinizi toparlayın dediğinde verilen süre daha kısa. Her şey rekabet içerisinde ilerliyor. Biraz yarış içine girmenin kime ne zararı var diyerek daldım ben de. Bu sınıfta da benim safe place'im olarak İsviçreli bir kızı seçtim. Çok sessiz ve sakin. Alman kızlarımız 1990'lardan gelmiş gibiler, neden bilmem ama söyleme ihtiyacı hissettim.

4 Aralık 2025 Perşembe

4 Aralık - Erika ile LowDown Coffee Shop Ziyareti, Kaplan Language School ile Kütüphane Ziyareti

4 Aralık 2025 Perşembe 0

Bu günümü anlatmaya başlamadan önce hadi sizi otobüste çektiğim iki video ile kısa bir Edinburgh gezisi ile başbaşa bırakayım. Görüntüler University Of Edinburgh Law School'un bulunduğu Nicholson Street'ten.


 

Erika kurstan ayrılıp iş aramaya adadı kendisini. Kurstan ayrıldığı için aile yanı kalışı sona erdi ve kendisine kiralk bir oda bulup oraya taşındı. Evde de genelde yalnız kaldığından ingilizce konuşamadığını ve benimle buluşmayı teklif etti. Yardımsever bir kişiyim, Erikayı seviyorum, neden olmasın?

Kursun önünde buluşup George Street üzerinde yer alan cafe'ye doğru yürürken The Dome önünde bu çocuk korosuna rastladık.

Çok güzeller değil mi? 😍

Aynı caddenin lerisinde yer alan Low Down aynen adı gibi, aşağı inerek ulaştığınız bir cafe. Ben ne demiştim, hatırlayın. Yer hizzasından daha aşağıdaki cafeleri tercih edin, asla pişman olmazsınız. Ve yine tekrarladığım gibi, cafeler çok küçük. Çok şükür ki içeride yer bulabildik. O kadar minnoş bir yer ki, her müşterinin güzelce faydalanması için max oturma süresini 1 saat 15 dakika olarak sınırlamışlar. Bence yeterli bir süre çünkü ortamın küçüklüğü, insanın (benim) bir an önce dışarı çıkma isteğini tetikliyor.

Bana acaba doğru mu yapıyorum diye sordu. İskoçyaya gelebilmek için işinden istifa etmiş, birikimini burada kalmak ve çalışmak amacıyla harcamaya başlamıştı. Yerel bir bankada çalıştığından yükselme imkanının olmadığını söylediğinde, 

"ülkene döndüğünde hiç bir değişiklik olmasa bile 2 yıl çok güzel bir ülkede kalmış, bolca tecrübe edinmiş, insanlara nasıl yaklaşacağını öğrenmiş olacaksın. Ayrıca, tahmin ettiğin şeylerden daha güzelleri emek verirsen seni zaten bulur." dedim.

Erika ile vedalaştıktan sonra kursa geri dönüp hoca ile gubumuza katılıp Royal Mile yakınındaki  Central Library'ye doğru yürüdük. Bina, 1890 yılında hizmete açılmış ve şehrin ilk halk kütüphanesiymiş. Çocuklar, gençler ve büyükler için bolca aktivitelerin sunulduğu oldukça hareketli bir kütüphane.


Halk kütüphanesi olduğu için ve bizim gidiş saatimiz de yaklaşık 14:30 olduğu için yer bulmakta biraz zorlandık. Gidiş amacımız sessiz sakin bir yer bulup biraz okuma yapmaktı. Bize kalan yerler ise sütun dibi, masa kenarı oldu ancak ben hiç şikayetçi değildim. Kitabımı okumaktansa rafların arasında kaybolup en eski kitabı bulup okumak derdindeydim.


Oldum olası kütüphanenin içersinde duyduğum minik tıkırtıları, hafif öksürük seslerini, sayfa çevirme hışırtılarına bayılırım. Tezimi yazarken de fonda hep kütüphane ambiyans sesi olurdu. 


Grup dağılmasına rağmen ben biraz daha kalmak istedim, tadını çıkarana kadar da içeride kaldım.



10 Ekim 2025 Cuma

10 Ekim - Scott Monument

10 Ekim 2025 Cuma 0

 Bugün ilk perşembem ve ders bittikten sonra da conversation club etkinliğim vardı. Her perşembe 14:00-15:00 arası, büyük beyaz bir masanın etrafına toplanıyoruz. Yapılacak etkinliğin büyüklüğüne göre 2 veya 6 kişilik gruplar oluşturuluyor ve kelime bulmaca, board oyunları, ilginç konu başlıkları verilip hikaye anlatmaca gibi seni mutlaka konuşturacak, hatta kimsenin susmamasını sağlayacak biçimde etkinlikleri var. Klüpteki arkadaşların genel olarak seviyeleri başlangıç ve orta altı. Kendi sınıfımın düzeyinin ne kadar ileri olduğunu göz önüne aldığımda bir yerden sonra hocaları gibi oldum. Ha zaman geçti evet, gerçekten oyunla su gibi akıyor. Bizdeki özellikle ben ortaokul ve lisedeyken aldığım eğitimle karşılaştırdığımda arasında dağlar kadar fark var. Uyguladıkları yöntem öğretici ve eğlendirici, tekrar ettirici, asla sıkılmadan oynaya oynaya öğreniyoruz. İleri seviye olmama rağmen her seviye için illa ki bir oyun bulunmuş.

Ders bittiğinde artık eve dönmek istedim, eve geliş neredeyse 1 saatimi alıyor çünkü. Fazla da erken gitmek istemiyorum, Cathy  evde çocuk bakıyor. Gün içinde 3-5 arası çocuk biz çıkarken aileleri tarafından bırakılıyor ve aşağı yukarı 17:00-18:00 arası da gelip alıyorlar. Her cuma Cathy çocuklar için salona koyduğu oyuncakları ve mama sandalyelerini mutfağın arkasında bulunan balkona kaldırıyor, her pazartesi yeniden çıkartıyor, çocuklar gittiğinde hemen salonu ve mutfağı siliyor, halılarını yerleştiriyor. David de genel olarak evde olduğu için birlikte yardımlaşarak yapıyorlar bu işi. Zaten yemekler bizdeki gibi yıka, temizle, doğra, pişir sistemi değil. Çoğu gıda ürünü pişmiş veya yarı pişmiş, yemek konusunda kadınları zorlayan bir durum yok. Ambalajı açıp fırına, mikrodalgaya veya ocağa koyuyorsun ve dakikalar içinde yemek hazır.  

Ama tabi eve gitmeden görür görmez aşık olduğum Princes Street Garden'a bir daha uğradım. Bugünkü ilgi noktam da Scott Monument oldu. Tanıştırayım...


İskoçların çok çok çok ünlü bir yazarları var, Sir Walter Scott. Bir yazara adanan en büyük ikinci yapıt durumunda. İlki de Havana'daki Jose Marti'ye adanan yapıt. 1832'de yazarın ölümünün ardından kendisine adanan bir anıt yapımına karar verilmesi sonucu yarışma birincisi bu eserin taslağı seçiliyor. PSG içerisinde yer alan bu anıta aslında merdivenlerle günün belirli saatlerinde çıkılıp şehrin manzarası görülebiliyor. Şehir dümdüz, bakın dümdüz, asla gökdelen, sipsivri bina, saçma sapan yükseklikte apartman kompleksi olmadığı için bir tepeye veya herhangi bir binanın tepesine çıktığınızda zaten tüm Edinburgh'u görebiliyorsunuz. Hatta havası o kadar temiz ki, az zorlasanız karşı kıyıdaki Norveç'i görebilirsiniz.


 Neyse, dönelim anıtımıza. Anıt Viktoria Dönemi Gotik Anıt olarak geçiyor ve 68 ayrı heykel daha anıt içerisinde bulunmakta. O kadar ayrıntı görmek için içerisinde girmek gerekiyor, ancak yanlış hatırlamıyorsam 7 pound kadar bir ücreti var. Pound çok pahalı arkadaşlar, yapmayın derim ben.

Yeterince oyalandığıma kanaat getirdikten sonra evime dönerken video çekmeyi de ihmal etmemişim çok şükür.


Bu da akşamki yemeğimdi:


Ve Allah sizi inandırsın, bir İskoç yemeğine göre çok lezzetliydi.




8 Ekim 2025 Çarşamba

8 Ekim - Kursun Gerçek İlk Günü, Boots ve Starbucks Ziyareti

8 Ekim 2025 Çarşamba 0

Düşünsenize her gün sabah otobüsten indiğinizde sizi karşılayan manzara bu olsa... Bu videoda Princes Street Garden'daki konser alanını çekmeye çalıştım. Ayrıca kışın Hogmanay zamanında da burada konser oluyormuş. Her şeyi zamanı gelince anlatacağım 😀

Büyük bir şok içerisinde, advanced seviyesinde başladığımı öğrendim. Evde soru çözmek rahatmış diyorken bu rahatlık seviyesine ulaşacağımı tahmin etmiyordum açıkçası. Dersim 08:45'te başlıyor, 10:15'te 15 dakikalık bir ara sonrasında 12:15'te bitiyor. Perşembe günleri de conversation club saat 14:00'te başlayıp bir saat sürüyor. Club'ı ekstra olarak aldım, neye benzer bir durum olduğunu perşembe günü deneyimleyeceğim.

Sınıfımın %90'ı İngiltere'de bir üniversiteye girmek için gerekli olan IELTS'ten iyi bir skor almaya uğraşan gençlerden oluşuyor ve dile hakimiyetleri muazzam. Benim de gramer ve kelime bilgim çok iyi ancak ağzımı açınca o kelimelerin çıkmadığını farketmek, bu nedenle strese girmek gibi bir sorunum var. Benden 1-2 yaş büyük bir Alman ile birbirimize biraz daha yakın oturarak yaş krizimizi çözmeye çalıştık ama her etkinlikte değişen grup çalışmaları var ve bir türlü denk gelemedik.


Ders sonrasında gözlerimi eczacıya yeniden göstermek için Boots'a gittim. Kıpkırmızı ve şiş gözlerim cidden canımı yakıyor. Öyle şiş ki, gözlerime baktığımda kirpiklerimin 3 sıra olduğunu net biçimde görebiliyorum. Gitmişken de duş jeli, vücut kremi gibi bir kadının çok ihtiyacı olan ama erkeklerin bilmediği malzemelerden aldım.



Boots'un biraz ilerisinde manzarası Edinburgh Kalesi olan Starbucks mutlaka gidilmesi gereken yerlerden sayılıyordu. Bizde para ile eklenen yulaf sütü veya hindistan cevizi sütlerinin ücretsiz eklendiğini öğrenince bir kere daha ülkem adına üzüldüm.

Kale manzaralı Starbucks


  Akşam yemeğinde de İskoçların geleneksel yemeği olan haggisi denedim. Açıklaması "koyun sakatatı (kalp, karaciğer ve akciğer), kıyılmış soğan, yulaf ezmesi, sığır yağı, baharatlar ve tuzla kıyılmış, et suyuyla karıştırılmış ve geleneksel olarak hayvanın midesinde kapalı olarak pişirilmiş tuzlu bir puding" ama açıklamaya fazla takılmamak lazım. Ben de öyle yaptım. Siyaha yakın rengi "acaba bu yenir mi?" sorusunu da beraberinde getiriyor, ancak biz de koyun bağırsağı ve billur yiyoruz. Napıyoruz, yargılamıyoruz ve deniyoruz. Denedim ve sevdim. Aslında dokusu biraz kuru geldi bana, zaten ne mutfakları var ki neleri güzel olsun...

Haggis

 Gelecek güzel günlerimin teminatı olan bu güzel günü mutluluk içinde sonlandırıyorum.
 
◄Design by Pocket