27 Ocak 2026 Salı

27 Ocak - Van Gogh Museum, Anne Frank House

27 Ocak 2026 Salı

 Döndükten sonra anlıyorum ki, Amsterdam'a çok çok çok az gün ayırmışım. Buraya en az 4 gün gerekiyormuş. Yapamadığım fazlasıyla gezi var maalesef. Zaanse Schans, Volendam, Haarlem, Utrecht, Edam ve Giethoorn kasabalarına gidemediğim, outlet merkezini es geçtiğim, arjantin restoranlarından birinde et yemediğim için pişmanım. Bir kere daha gitmem gerekecek mecburen.

İşte yanlışlıkla Brüksele zaman ayırdığım için son gün Amsterdam'da yaptıklarımıza gelelim.

Van Gogh'u anlatmaya gerek yok elbette. Üst orta sınıf bir aileye mensup olan Gogh'un kardeşi Theo ile mektuplaşmaları, 200'den fazla eseri (sadece Van Gogh değil aynı zamanda yaşayan veya etkilediği diğer ressamların da eserleri yer almakta) gözlerinizle görebileceğiniz müzenin biletleri online satılıyor ve 25 euro. Evet...


  Burası Van Gogh Müzesi değil, müzeye doğru giderken altından geçtiğimiz bina. Her gördüğümü çektiğim için fotoğraf albümüm binlerce acaba bu neresiydi dediğim fotoğrafla dolu. Allahtan konum açık da ne yaptığımı biliyorum. (Şüpheli)


Müzelere çanta, mont, yiyecek vs ile giriş yapmanızı genelde kabul etmiyorlar. Küçük kabinler var ve eşyalarınızı oralara koymanızı istiyorlar. İskoçya'da müzeler ücretsiz olduğu için kabinler 1-2 pound ücreti vardı. Ancak şöyle bir sistem var, kabinde kilit yerine küçük bir kutucuk var, eşyalarınızı koyup çevirince kilitleniyor. Diyelim ki cüzdanınızı almayı unuttunuz, token veya bozuk parayı atıp kilidi açtınız ve volia! Kilidi tekrar aktif hale getirmek için bir daha tokena veya bozuk paraya ihtiyacınız var. Bilemediğim için ben önce tokeni atıp sonra çevirmiştim kilidi, yemişti paramı. O sırada allahtan görevli beni izliyormuş ki bilemediğim için başıma gelen bu olayı anlattığımda bana yeniden ücretsiz token vermişti. Yoksa vermiyorlar, dikkat.

Van Gogh Museum'a giriş 25 euro olduğu için böyle bir şey yapmıyorlar Allahtan. Eşyalarınızın büyüklüğüne göre kare, dikdörtgen, normal dolap boyutlarında dolapları var neyse ki ve anahtarlı. Gidip gelip eşya koyabilirsiniz.


Ayçiçekleri, Patates Yiyenler, Yatak Odası, Bahar isimli eserleri bu müzede. Görmeyi arzu ettiğim yıldızlı gece ise MoMA'da maalesef. Bir üstteki fotoya bakın, insanlar nasıl da yıpılmış Ayçiçekleri tablosunun önüne.


Günümüzde insanlar bu eserlere görmek için değil, hele de incelemek için asla değil de sadece selfie çekilmek için gidiyor. Özellikle de Asyadan gelen turistlerin üzerine basmamak için ben ve Hollandalılar mücadece verdik. Çünkü biz uzunuz beybisi. 😎


Kardeşler arası mektuplaşmalar ve ingilizce çevirileri, eskizleri, etkilenenler derken 2,5 saati nasıl geçirdiğimi anlayamadım. Alt katında da fena olmayan bir mağazası var, alışveriş yapabilirsiniz. 


Mağazadaki ana tema bahar ve ayçiçekleri, bunu kabul ederseniz güzel materyaller bulabilirsiniz.

Müzeden sonra yürüyerek Anne Frank'in evine geldim, içeri girmedim, dışından baktım.


 Çok değişik bu dünya ve hayat. 200 yıl önce sokaklarını bok götüren Edinburgh'u şimdi hatırlarken gözyaşımı tutamayacak hale geliyorum (çünkü yazım tarihim 07.07.2026) yaşadığı değişim muazzam. Keza Amsterdam da öyle. Özgürlükten ölecek olan bir toplum yaklaşık 90 yıl önce nelere şahit oldu diyorum. 

Sonra bu düşüncelerimi bir kahve eşliğinde sonlandırıyorum. Ha bu arada allah aşkına kahve içeceğiniz yeri de iyi seçin, her yerde ot içiyorlar ve leş gibi kokusu var.

Sokaklarında bayıla bayıla yürüyerek, son ganimetlerimi toplayarak son günümü bitiriyorum. Hayıflanıyorum çünkü yet-me-di!


0 yorum:

 
◄Design by Pocket