13
Große Bruder kam aus Deutschland
Posted by BlahBlah
on
22:51
*(Abi Almanya'dan geldi)
Fiyakalı bi giriş yapamadım, direkt konuya girsem kızar mısınız? İlhamim yok ya bu aralar. Alman bi meslektaş geldi, tecrübelerini bizimle paylaştı ve gitti. Bize de giderken mesleki tecrübelerinin yanı sıra işe saygı ve diğer alanlarda çok şey öğretti:
1- Gerçekten, ama öyle böyle değil, hayatımda gördüğüm en çalışkan insanlar. Sabah 9'da başlaması gereken seminere 9:15'te başladığımız için hayal kırıklığına uğradığını söyleyerek başladı ilk günümüze. Elimizde olmadığını söylediğimizde, elde olmayan sebeplerin kaza, hastalık veya ölüm olabileceğini, hepimizi sağlıklı gördüğü için çok mutlu olduğunu söyledi. Tek kelime edemedik.
2- Ara vermek nedir bilmeden sabah 9, öğlen 12:30 arası anlatmaya hazırdı ancak soğuk bahanesiyle tuvalet için ara istemesek gerçekten devam edecekti. Biz araları uzatmaya meyledince, "lütfen sadece 15 dakika" diye bizi uyardı.
3- Öğle yemeklerinde "onu yemem, bunu sevmem" demeden biz ne yiyorsak yedi. ilk gün yemek hakikaten kötüydü, ama gıkını çıkarmadı.
4- Ankaraya indiğinde "abi dile benden ne dilersen, özellikle gitmek istediğin yer/kişi" türünden soruya cevap olarak "baklavayı merak ediyorum ve beni alış veriş merkezine götürürseniz çok sevinirim, eşime almak istediğim bazı şeyler var" diyerek bayanlarımızın hayranlığını kazandı.
5- Akşamları gezelim teklifini bir kere kabul etti, diğerlerini sorularımıza cevap bulmak için çalışacağını söyleyerek bizi bir daha kendine hayran bıraktı.
6- Bizim işe giriş serüvenimizi merak etti. Ben de daha bir dumur olması için üniversite sınavındaki başvuru sayısını, 2 aşamalı sınavı, iyi bir üniversite için bizim bölümlerde ilk 2000'e girmen gerektiğini, işin bununla bitmeyip ülke çapında yapılan KPSS'de ilk 500'e girmen gerektiğini, sonra yazılı sonra sözlü, 3 yıl sonra yine bir yazılı ve sözlü olduğumuzu anlatırken gözleri pörtlemişti.
7- Sorunların üstesinden nasıl geliyorsunuz diye sorduk. "Biz her anımızda bir araya gelir ve konuşuruz" dedi. Bizde bir araya gelen erkekler önlerinden geçen kadının göğüslerinden veya poposundan, kadınlar ise elbiseden ve ayakkabıdan başka birşey konuşmazlar maalesef!
8- Adamların DNA'ları sağlam. Almanya - Türkiye arasında vize kaldırılsa onlar buraya ticaret için gelirler. Ama, bizim ülke ile Rusya arasında vize kalkınca bir uçak dolusu adam "ancuk, ancuk, ancuk" nidalarıyla Rusyaya gider. Gitsinler, biz de arkalarından sınırları kapatalım!
9- Mercedes, BMW, Siemens, Braun, Bosch, Adidas ve bilimum alman markasının önünde saygıyla eğiliyorum. Adamlar boşuna marka olmamış.
10- Abi en az 1.90'dı, top sakallıydı, küpeliydi, devlet memuruydu. Türk olsa bizim üst makamımızdı, onun hamam böceği olurduk, bize selam bile vermezdi, yok gibiymişiz gibi davranırdı. Ama biz Alman olsak onun ekibinin bir parçası olup bizim önümüze düşerdi, yol gösterirdi, koridorda gördüğünde burun kıvırmaz, içten selam verirdi.
Bu kayda verilen bağlantılar
Fiyakalı bi giriş yapamadım, direkt konuya girsem kızar mısınız? İlhamim yok ya bu aralar. Alman bi meslektaş geldi, tecrübelerini bizimle paylaştı ve gitti. Bize de giderken mesleki tecrübelerinin yanı sıra işe saygı ve diğer alanlarda çok şey öğretti:
1- Gerçekten, ama öyle böyle değil, hayatımda gördüğüm en çalışkan insanlar. Sabah 9'da başlaması gereken seminere 9:15'te başladığımız için hayal kırıklığına uğradığını söyleyerek başladı ilk günümüze. Elimizde olmadığını söylediğimizde, elde olmayan sebeplerin kaza, hastalık veya ölüm olabileceğini, hepimizi sağlıklı gördüğü için çok mutlu olduğunu söyledi. Tek kelime edemedik.
2- Ara vermek nedir bilmeden sabah 9, öğlen 12:30 arası anlatmaya hazırdı ancak soğuk bahanesiyle tuvalet için ara istemesek gerçekten devam edecekti. Biz araları uzatmaya meyledince, "lütfen sadece 15 dakika" diye bizi uyardı.
3- Öğle yemeklerinde "onu yemem, bunu sevmem" demeden biz ne yiyorsak yedi. ilk gün yemek hakikaten kötüydü, ama gıkını çıkarmadı.
4- Ankaraya indiğinde "abi dile benden ne dilersen, özellikle gitmek istediğin yer/kişi" türünden soruya cevap olarak "baklavayı merak ediyorum ve beni alış veriş merkezine götürürseniz çok sevinirim, eşime almak istediğim bazı şeyler var" diyerek bayanlarımızın hayranlığını kazandı.
5- Akşamları gezelim teklifini bir kere kabul etti, diğerlerini sorularımıza cevap bulmak için çalışacağını söyleyerek bizi bir daha kendine hayran bıraktı.
6- Bizim işe giriş serüvenimizi merak etti. Ben de daha bir dumur olması için üniversite sınavındaki başvuru sayısını, 2 aşamalı sınavı, iyi bir üniversite için bizim bölümlerde ilk 2000'e girmen gerektiğini, işin bununla bitmeyip ülke çapında yapılan KPSS'de ilk 500'e girmen gerektiğini, sonra yazılı sonra sözlü, 3 yıl sonra yine bir yazılı ve sözlü olduğumuzu anlatırken gözleri pörtlemişti.
7- Sorunların üstesinden nasıl geliyorsunuz diye sorduk. "Biz her anımızda bir araya gelir ve konuşuruz" dedi. Bizde bir araya gelen erkekler önlerinden geçen kadının göğüslerinden veya poposundan, kadınlar ise elbiseden ve ayakkabıdan başka birşey konuşmazlar maalesef!
8- Adamların DNA'ları sağlam. Almanya - Türkiye arasında vize kaldırılsa onlar buraya ticaret için gelirler. Ama, bizim ülke ile Rusya arasında vize kalkınca bir uçak dolusu adam "ancuk, ancuk, ancuk" nidalarıyla Rusyaya gider. Gitsinler, biz de arkalarından sınırları kapatalım!
9- Mercedes, BMW, Siemens, Braun, Bosch, Adidas ve bilimum alman markasının önünde saygıyla eğiliyorum. Adamlar boşuna marka olmamış.
10- Abi en az 1.90'dı, top sakallıydı, küpeliydi, devlet memuruydu. Türk olsa bizim üst makamımızdı, onun hamam böceği olurduk, bize selam bile vermezdi, yok gibiymişiz gibi davranırdı. Ama biz Alman olsak onun ekibinin bir parçası olup bizim önümüze düşerdi, yol gösterirdi, koridorda gördüğünde burun kıvırmaz, içten selam verirdi.
Bu kayda verilen bağlantılar

