Haggis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haggis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2026 Pazar

18 Ocak - İşte Geldi Çattı Son Cumartesi

18 Ocak 2026 Pazar 0
Tamı tamına 3.5 dolu dolu ayımı burada, güzellikler, mutluluklar, huzur, eğlence, gezi ile geçirdim. Yıllar yıllar sonra hayatının en güzel dönemi nedir diye sorsalar hiç düşünmeden bu 4 ayımı söylerdim. İyi ki, iyi ki, iyi ki yapmışım. Her ne kadar birikimimin çoğunu buraya vermiş olsam da, bütçemde büyük bir delik açmış olsa da paramı ne için kazanıyorum ki? 

İşte ben de buradaki son cumartesi günümü nasıl geçirdiğimi anlatıyorum şimdi….

Sabah güzelce kahvaltımı yapıp sandviçimi ve termosumu alıp Union Canal tarafına gittim. Kanal, 1822’de Falkirk'ten Edinburgh'a uzanan ve özellikle kömür olmak üzere madenleri başkente taşımak için inşa edilmiş bir kanal aslında, zamanla demiryolunun kullanımının artmasıyla değerini kaybetmiş ve şimdilerde eğlence, yürüyüş ve bisiklet yolları olarak kullanılıyor.



Üff cennet cennet diye yürüdüm. 

Ardından kanal turum bittiğinde saat yaklaşık olarak 12 olmuştu ve eve gidip napcam ya diyerek Princes Street’e gelmiştim. O anda yapılacak en saçma şey neyse ona karar verdim ve evin kendi hatlarından biri olan Gorebrigde hattının sonuna kadar gitmeye karar verdim. Ne mana? Haklısınız. Yol nerdeyse 1 saat sürüyordu ve ben evlere, manzaraya doyamadığım için yapmaya karar verdim. Geze geze (bana göre tabi) son durağa kadar gittim, inip kasabada bir tur atıp geldiğim otobüsle geri döndüm. Tabi bu arada kasabaya bakma şansım oldu. Parkları, kafeleri, pubları, veteriner hekimleri, mağazaları ile asla kasaba demeyeceğim güzellikte bir yermiş meğerse Gorebrigde.


 Yol öyle uzundu ki otobüs şöförünün çiş molasını bekledik mesela 😃

Aynı akşam yine kurstaki Kathyrn hocamız sağolsun blind date gibi yine başka bir eve yine o olmadan davet edilmiştik. Bu seferki ailemiz de Craig ve Kirsty’nin eviydi, yine kilisede tanışmıştık. Bu akşamki toplanma amacımız da Burns Night idi. 

The Writers’ Museum ziyaretimde kendisine ayrıntılı bilgi verdiğim İskoçyanın gelmiş geçmiş en ünlü şairi vardı, Robert Burns. 25 Ocak onun doğum günü ve İskoçya’da ulusal bir gün olarak kutlanıyor. İşte bizim de toplanma amacımız, ben 25 ocakta ayrılacağım için gitmeden bu geceyi yaşamamı istemeleri idi. Çok kalp…

Burns Night nedir, önce onu kısaca anlatayım. Şairin ölümünün 5. yılında Burns’ün yaşadığı evde aslında ölüm yıldönümünde başlandı ancak zamanla  doğum günü tarihi olan 25 ocağa çevrildi. Bu gecede yapılanlar, şairin çoğu şiirinde yer bulan Haggis’in tartan giyilerek, gayda eşliğinde veya o çok ünlü olan hogmanay’de de söylenen Auld Lang Syne şarkısı eşliğinde söylenerek yenilmesi ve elbette viski ile içilmesidir.


İşte biz de Agatha, Daniela, ben, adını hatırlayamadığım Polonyalı ve Japon bir kızla birlikte bu gece için buradaydık. Bizim dışımızda 2 aile dostları da vardı. 


Çocuklar olduğu için viski haricindeki tüm gereklilikleri yerine getirdiğimiz bir akşam oldu. İskoç diline dair kelime tahmin etme oyunu, kelime bulma oyunu, iskoç şiirlerini okuma yarışması ve 5 farklı ülkeden 5 farklı kızın olduğu bir ortamda herkesin kendi dilinden bir şiir okumasını istediler.


Öncelikle şu aksanı dinlemenizi istiyorum. Ne kadar farklı geliyor kulağa değil mi? Challenge level Asian gibi.

Ben hangi şiiri okudum kısmına gelirsek, Nazım Hikmet’i seçtim.
Seni düşünmek güzel şey, 
ümitli şey, 
dünyanın en güzel sesinden 
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... 
Fakat artık ümit yetmiyor bana, 
ben artık şarkı dinlemek değil, 
şarkı söylemek istiyorum...
Çok güzel ve çok farklı bir gece oldu benim için. 

8 Ekim 2025 Çarşamba

8 Ekim - Kursun Gerçek İlk Günü, Boots ve Starbucks Ziyareti

8 Ekim 2025 Çarşamba 0

Düşünsenize her gün sabah otobüsten indiğinizde sizi karşılayan manzara bu olsa... Bu videoda Princes Street Garden'daki konser alanını çekmeye çalıştım. Ayrıca kışın Hogmanay zamanında da burada konser oluyormuş. Her şeyi zamanı gelince anlatacağım 😀

Büyük bir şok içerisinde, advanced seviyesinde başladığımı öğrendim. Evde soru çözmek rahatmış diyorken bu rahatlık seviyesine ulaşacağımı tahmin etmiyordum açıkçası. Dersim 08:45'te başlıyor, 10:15'te 15 dakikalık bir ara sonrasında 12:15'te bitiyor. Perşembe günleri de conversation club saat 14:00'te başlayıp bir saat sürüyor. Club'ı ekstra olarak aldım, neye benzer bir durum olduğunu perşembe günü deneyimleyeceğim.

Sınıfımın %90'ı İngiltere'de bir üniversiteye girmek için gerekli olan IELTS'ten iyi bir skor almaya uğraşan gençlerden oluşuyor ve dile hakimiyetleri muazzam. Benim de gramer ve kelime bilgim çok iyi ancak ağzımı açınca o kelimelerin çıkmadığını farketmek, bu nedenle strese girmek gibi bir sorunum var. Benden 1-2 yaş büyük bir Alman ile birbirimize biraz daha yakın oturarak yaş krizimizi çözmeye çalıştık ama her etkinlikte değişen grup çalışmaları var ve bir türlü denk gelemedik.


Ders sonrasında gözlerimi eczacıya yeniden göstermek için Boots'a gittim. Kıpkırmızı ve şiş gözlerim cidden canımı yakıyor. Öyle şiş ki, gözlerime baktığımda kirpiklerimin 3 sıra olduğunu net biçimde görebiliyorum. Gitmişken de duş jeli, vücut kremi gibi bir kadının çok ihtiyacı olan ama erkeklerin bilmediği malzemelerden aldım.



Boots'un biraz ilerisinde manzarası Edinburgh Kalesi olan Starbucks mutlaka gidilmesi gereken yerlerden sayılıyordu. Bizde para ile eklenen yulaf sütü veya hindistan cevizi sütlerinin ücretsiz eklendiğini öğrenince bir kere daha ülkem adına üzüldüm.

Kale manzaralı Starbucks


  Akşam yemeğinde de İskoçların geleneksel yemeği olan haggisi denedim. Açıklaması "koyun sakatatı (kalp, karaciğer ve akciğer), kıyılmış soğan, yulaf ezmesi, sığır yağı, baharatlar ve tuzla kıyılmış, et suyuyla karıştırılmış ve geleneksel olarak hayvanın midesinde kapalı olarak pişirilmiş tuzlu bir puding" ama açıklamaya fazla takılmamak lazım. Ben de öyle yaptım. Siyaha yakın rengi "acaba bu yenir mi?" sorusunu da beraberinde getiriyor, ancak biz de koyun bağırsağı ve billur yiyoruz. Napıyoruz, yargılamıyoruz ve deniyoruz. Denedim ve sevdim. Aslında dokusu biraz kuru geldi bana, zaten ne mutfakları var ki neleri güzel olsun...

Haggis

 Gelecek güzel günlerimin teminatı olan bu güzel günü mutluluk içinde sonlandırıyorum.
 
◄Design by Pocket