Loony Dook'u anlatmam için önce Hogmanay'i anlatmam gerekir size.
Hogmanay, eski yılın son günü olarak kullanılan İskoçça bir kelimedir ve aslen 29 Aralıkta başlayıp 2 Ocak'a kadar devam eder. Bir çok geleneği de beraberinde getirir Hogmanay, mesela gece yarısından sonra bir evin eşiğinden ilk giren kişinin, ev halkına şans getireceğine inanılır. Geleneksel olarak bu kişinin koyu saçlı olması, yanında kömür, ekmek veya viski gibi sembolik hediyeler getirmesi beklenir. Amaç nettir: Yeni yıla bolluk, sıcaklık ve dostlukla başlamak. Bunun yanında şehirden şehire değişen başkaca ritüeller var, ateş topu sallama, ardıç ağacı dumanı ile evi tütsüleme gibi. İskoçya’da yılbaşı yalnızca takvimsel bir geçiş değil; kolektif hafızaya, ritüellere ve toplumsal dayanışmaya dayanan güçlü bir kültürel deneyimdir.
Ama günümüzde gelenekler devam etse de daha eğlenceli hale getirmiş İskoçlar, bu günü kutlamayı. Hogmanay, yüzyıllardır İskoç kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak kutlanır ve çoğu zaman dünyanın en özgün yılbaşı gelenekleri arasında anılır. Bu coşkunun ertesi günü ise, işin içine biraz delilik ve bolca cesaret katan Loony Dook gelir.
Hogmanay’ın kökenleri, Vikinglerin kış gündönümü kutlamalarına ve Orta Çağ İskoç halk geleneklerine kadar uzanır. İlginçtir ki İskoçya’da Noel, uzun yıllar boyunca resmî olarak kutlanmamış; bu durum Hogmanay’ı yılın en önemli bayramı hâline getirmiştir. Dolayısıyla yılbaşı gecesi, İskoçlar için yalnızca eğlence değil, aynı zamanda toplumsal bir yeniden bağlanma anıdır.
Edinburgh başta olmak üzere birçok şehirde Hogmanay, günler süren etkinliklerle kutlanır. Meşaleli yürüyüşler, sokak konserleri, geleneksel İskoç müziği ve gece yarısı gökyüzünü aydınlatan havai fişekler bu atmosferin ayrılmaz parçalarıdır. (hani bu yıl iptal edilen)
Eğer iptal edilmeseydi, size şöyle bir görsel şölen gösterecektim:
Saatler tam gece yarısını gösterdiğinde ise herkesin bildiği o an gelir: Robert Burns’ün “Auld Lang Syne” şarkısı, el ele tutuşan kalabalıklar tarafından söylenir. Bu an, eski dostlukların hatırlandığı, kırgınlıkların geride bırakıldığı ve yeni yıla kolektif bir umutla girildiği sembolik bir eşiktir.
Hogmanay'de yediniz, içtiniz, kustunuz, sıçtınız ve büyük bir baş ağrısı ile ertesi güne, yeni yıla, 1 Ocak'a uyandınız...
İşte sırada Lonny Dook var.
En meşhur hâliyle Edinburgh yakınlarındaki South Queensferry’de düzenlenen bu etkinlikte, yüzlerce insan –çoğu zaman kostümler içinde– kendini Kuzey Denizi’nin buz gibi sularına bırakır.
“Loony” (deli) ve “dook” (İskoç lehçesinde dalmak) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu gelenek, ilk bakışta çılgınca görünebilir. Ancak Loony Dook’un ardındaki motivasyon oldukça nettir: Eski yılın yorgunluğunu ve fazlalıklarını soğuk suyla geride bırakmak, yeni yıla zihinsel ve bedensel bir arınmayla başlamak. Bir nevi modern ritüel banyosu.
Katılımcılar için bu deneyim, yalnızca birkaç saniyelik bir soğuk şoktan ibaret değildir. Seyirciler, müzikler, kahkahalar ve ortak cesaret duygusu, Loony Dook’u güçlü bir toplumsal gösteriye dönüştürür. Üstelik etkinlik çoğu zaman hayır kurumları için bağış toplama amacı da taşır; böylece delilik, anlamlı bir dayanışmaya evrilir.
İşte biz de Deborah'yla birlikte sabahın erken saatlerinde South Queensferry'e giderek bu eğlenceli etkinliğe katıldık.
Elbette ki izleyici olarak, ne o kadar içtik ne de kuzeyin soğuğuna karşı delilik edecek kadar cesurduk. Çünkü bazı gelenekler, yalnızca izlenmez; hissedilir.
Hazır gelmişken de güzel bir Queensferry turu yapıp geri döndük.


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

0 yorum:
Yorum Gönder