Seni düşünmek güzel şey,ümitli şey,dünyanın en güzel sesindenen güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...Fakat artık ümit yetmiyor bana,ben artık şarkı dinlemek değil,şarkı söylemek istiyorum...
18 Ocak 2026 Pazar
18 Ocak - İşte Geldi Çattı Son Cumartesi
9 Ocak 2026 Cuma
9 Ocak - Kendimle Randevum, Norveç Uluslü Waffle
Edinburgh'ta artık gezecek yer kalmadığından, etraftaki şehirlere gitmek için de hava aşırı soğuk ve rüzgarlı olduğundan artık şehir sakini gibi kendimi yavaşlatmaya başladım. Ders sonrası zamanımın çoğu Aralık ayından beri kütüphanede ders çalışmak, bolca film ve dizi izlemek ve yapması artık 1,5-2 saatimi alan ödevlerimi yapmakla geçiyor.
Bugün de aynı tempoda devam ederken ders sonrası Princes Street üzerinde bulunan Black Sheep Coffee'de yolun karşısındaki Waverley Train Station'a bakan bir masa bulup kendime blueberry matcha latte (keşke daha önce deneseymişim. ba-yıl-dım!) ve Norwegian Classis Waffle ısmarladım.
17 Aralık 2025 Çarşamba
17 Aralık - Christmas Süslemeleri
Edinburgh’ta Aralık ayı geldiğinde Noel süslemeleriyle şehrin ışıl ışıl olacağını ve bas bas “Noel, Noel!” diye bağıracağını düşünmüştüm. Evet, ışıklar yanıyor, çelenkler asılıyor ama her şey ölçülü. İlk fark ettiğim şey buydu. Christmas süslemeleri burada bir “gösteri” değil; sanki şehrin zaten var olan ruhuna eklenen küçük ama yerinde dokunuşlar gibi.
New Town’a geçtiğimde ise düzen hissi daha belirgin. Işıklar simetrik, renkler sınırlı, her şey planlı. Sokak lambalarına asılan yıldızlar neredeyse askeri bir disiplinle dizilmiş gibi. İlk başta soğuk gelebilir ama birkaç dakika sonra fark ediyorsunuz: bu düzen, Edinburgh’a çok yakışıyor.
Princes Street’te yürürken bir yandan vitrinlere bakıyor, bir yandan karşıdan yükselen kaleyi izliyordum. Christmas ışıkları kalenin silüetiyle birleşince ortaya çok güçlü ama yine de sakin bir görüntü çıkıyor. İnsan bakmaktan yorulmuyor. Burada süsleme göz yormuyor; tam tersine insanı yavaşlatıyor.
Mağaza vitrinleri de aynı anlayışta. Az obje, net bir tema. Çoğu vitrin bir hikâye anlatıyor; kış, ev, yalnızlık, sıcaklık… Plastik, parlak, göz alan süsler neredeyse yok. Her şey bilinçli bir sadelik içinde.
Edinburgh’ta Christmas süslemelerini sevmemin nedeni belki de bu: kimse sizi mutlu olmaya zorlamıyor. Işıklar var ama bağırmıyor, süsler var ama önünüze geçmiyor. Şehir kendi kimliğinden vazgeçmeden Noel’i karşılıyor.
Bence Edinburgh’ta Christmas, “ne kadar süsledik” değil, “ne kadar yerinde süsledik” meselesi. Ve bu işi çok iyi yapıyorlar.
2 Aralık 2025 Salı
2 Aralık - Card Factory, Lush, Mutfak Bana Emanet?
Bizim ülkede yıllar yıllar önce unutulan, ancak burada hâlâ yaşatılan çok güzel bir adet var. İnsanlar birbirlerine kart gönderiyorlar. İster evlilik yıl dönümü, ister doğum günü, ister işe başlama, ister iyileşme her konu için bir kart bulabiliyorsunuz. Cathy de, başka bir ülkede yaşayan akrabaları için benden Edinburgh temalı hart bulup bulamayacağımı sordu. Cameron Toll Shopping Centre var, otobüs geçiş güzergahlarının toplandığı büyük bir cadde var, Princes Street kadar büyük değil ama, bu caddeye uğramadan giden bazı otobüslerin durduğu bir cadde daha var, Lady Road diye. Oranın üzerinde yer alan bu AVM'ye gitmiş ama bulamamış. Şehir merkezine de arabayla inmek ikansıza yakın olduğundan o kadar vakti yok ve bir umut merkezde bulursan diye benden rica etti.
Valla emir telakki ettim, ne yalan söyleyeyim. Princes Street üzerinde kart satan hayli mağaza var ve her birine teker teker uğradık Agatha ile, en sonunda Card Factory'de bulduk. Pek ihtimal vermiyordu Cathy, bulacağımıza dair. Çünkü Cameron Toll'da yoksa Princes Street'te de bulamazsınız dedi. Amaaaa;
Onca kartın arasına sıkışmış Edinburgh temalı kartı şahin gözlerim bulup çıkardı. Cathy'ye verince o r'lerin üzerine aşırı basan Glasgow aksanı ile bana
"Good girrrrrl!" dedi 😎
Hazır gelmişken bir de Lush yaptık Agahta ile. Yaklaşık 10 yıl önce Türkiye pazarından çekilmişlerdi...
Şimdi gözlerim yaşlı izliyorum. Neden almadım ki?
Pazartesileri Cathy'nin spor dersi var, David arkadaşlarıyla buluşuyor ve evde değil. Bizim yemeğimizi haırlayacak kimse olmadığından Cathy'nin gelişini bekleyip 20:00 civarı yiyoruz o gün. Bu akşam ise ilk defa bana muftağı emanet edip yemeği sen hazırlar mısın dedi 😧
Agatha'nın ağzı açık kaldı, "Sana güveniyor!" dedi, gerçekten ben de şaşırdım.
Hazır ev boşken hemen fotoğraf çektim 😄
Burası mutfak. Planı değiştirmişler, garajı eve katıp mutfağı genişletmişler. şu kırmızı yangın sensörüne kadarmış normalde mutfak.
29 Ekim 2025 Çarşamba
29 Ekim - St. James Quarter, PSG Ziyaretim, Ödül Maması Başlangıcı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! 🎈🌟
Bugünüm diğer günlere oranla sakin geçti aslında. Dersten sonra yine St. James Quarter'a uğradım. Üst katında Bonnie & Wild adında bir yemek alanı var, içerisinde ortak alanda oturulan, etrafında çeşit çeşit yiyeceklerin satıldığı bir yer burası.
Benim gittiğim yer de Joelato'ydu. Soğuktan şikayet edip dondurma yiyebilirim. İkisi ayrı şey bence 😀 3,25'e ballı tuzlu vanilyalı dondurma aldım. Bence değdi gerçekten. Çok fazla tatlı sevmediğim için içerisine eklenen tuz, şekerli tadı biraz kırıyor. Ah bir de, süt ve süt ürünlerinin tadı gerçekten çok güzel. Yıllar öncesinden hafızamda kalan o süt tadını bulabildim burada.
Biraz da mağazaları dolaştıktan sonra Princes Street üzerindeki hediyelik eşya satan mağazalara uğradım. David'in kesin uyarısı asla atlı, şal, şapka almamam üzerineydi, çünkü hintliler çinlilerin ürünlerini satıyordu ve ilk yıkamadan sonra tüm tüyleri dağılıp keçeleşiyormuş. Aslında başka da alınacak ürün yok gibi geliyor insana, sadece magnet kalıyor geriye sanki ama değil. Reçelleri de çok güzel. Bu nedenle dönerken belki alabilirim diye reçellere baktım ben de.
Eve erken döndüm, ödevlerim ve sunumlarımız var bolca. Artık buraya geleli 4 hafta olduğundan Cathy yavaş yavaş yumuşamaya başladı bana karşı. David zaten baştan beri iyiydi. Buzların erimesinin göstergesi olarak artık akşam yemeğinde normalde olmayan ikramlarla karşılaşıyorum. Bunun gibi:
15 Ekim 2025 Çarşamba
15 Ekim - Bıkacaksınız ama yine bir PSG günü
PSG resimleri ve videolarından önce bir farklılık olsun, işte "bizim mahalle" 😊
Çok tatlı değil mi ablaları, abileri?
Evet, gerçekten bıkacaksınız. Ama baştan söylemiştim. Fakat siz olsanız aynısını yapmaz mıydınız?
Hadi söyleyin, yapmaz mıydınız?
Edinburgh'ta her sokak başında rastlanılan güzel insanlardan birisi. Scotland the Brave...
Bugünü erken sonlandırdım çünkü hafif bir kırgınlığım var, burnum akıyor ve sanırım ateşim çıkacak.
![]() |
| Şifa niyetine Haggis, Neeps & Tatties |
Yani meali, turp ve patates püresi. Turp püresinin fanatiği olmadığımı belirtmek isterim...



.jpeg)




.jpeg)
.jpeg)

.webp)
.jpeg)

.jpeg)

.jpeg)
