New College etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
New College etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2025 Çarşamba

10 Aralık - Museum on the Mound, Yeniden New College, The Writers' Museum

10 Aralık 2025 Çarşamba 0

 Dersimiz bittikten sonra Agatha ile birlikte planlarımız Museum on the Mound ve The Writers' Museum oldu. Hazır o tarafa (Edinburgh Kalesinin etekleri) çıkmışken New College'a da uğrayalım dedim. Zira Agatha benim dediğim yer dışında başka bir yere gidip de "burası da neymiş?" diyecek birisi değil.

Museum on the Mound adını bulmak Edinburgh'lular için zor olmasa gerek. "Höyükteki Müze" birebir çevirisi. The Mound meselesini 8 Kasım tarihli yazımda anlatmıştım. İsteyenler için o yazımın linkini buraya bırakıyorum.

Museum on the Mound, aslında ne sanatla, ne doğayla ilgili bir müze. Konusu belki sıkıcı bile gelebilir bazıları için: Para ve ekonomi. Tarih boyunca İskoçya Bankası'nın bastığı sikkeler, kağıt ve madeni paraların sergilendiği bir koleysiyona sahip. Artık İskoçlar kendi paralarını basmadığı ve pound kullandığından İskoç paralarını görmek için bir fırsat.

Basılan ilk sikkeden...

Günümüzde kullanılan madeni paralara,

Bir milyon pound ne kadar hacme sahip olduğunu görebileceğimiz bir konu akışına sahip.

İngilizler kooperatifçiliği çok sever, bu konuda da öncü konumdalardır. Kooperatifçilik faaliyetlerini de görebileceğiniz bir bölümü var. Benim en çok ilgimi çeken kısım da, kooperatif evlerinin planlarının yer aldığı, ne kadar ödeme ile nasıl bir eve sahip olunacağının anlatıldığı kısım olmuştu.


Museum on the Mound'dan hemen karşıya geçtiğinizde Lady Stair's Close içerisinde çok çok çok güzel bir müze daha var: The Writer's Museum. Önde gelen üç İskoç yazar olan Robert Burns, Walter Scott ve Robert Louis Stevenson'un hayatlarının sergilendiği müze koleksiyonunda portreler, eserler ve kişisel objeler yer alıyor. Eğer edebiyattan hoşlanıyorsanız ya da 17. yüzyılda inşa edilmiş bir İskoç evinin içini görmek istiyorsanız mutlaka ama mutlaka gitmenizi öneririm.


Robert Burns, şiirlerini hafif İskoç İngilizcesiyle yazan, doğum günü olan 25 Ocak tarihinin İskoçya'da ulusal bir gün olarak kutlandığı (Burns Night) İskoçya'nın en ünlü şairi. El yazıları, karalamalar ve yazı masasının bulunduğu müzede bir diğer koleksiyon da Walter Scott'a ait.

Walter Scott anısına dikilen Scott Monument hakkındaki kısa bilgilere 10 Ekim tarihli yazımda bulabilirsiniz.  Scott'un eserleri İskoçya'da (doğal olarak) ve Avrupa'da oldukça popüler ancak Türkçeye çevrilen iki eseri var: Ivanhoe, Kenilworth, Gölün Hanımı ve Margaret Teyzemin Aynası. Ivanhoe'yu okumayı istiyorum. Şu an The Dune ile cebelleştiğim için bitince almak hedefim. Müzede de Scott'un sallanan atı, kişisel eşyaları, satranç tahtası gibi koleksiyonlar var.

Bir diğer yazar da Robert Louis Stevenson. Define Adası, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde dersem hemen hatırlarsınız. Ben Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ı İngilizce okumayı denemiştim. Viktorian döneminde yazılan bu eserin dili beni baya zorlamıştı, itiraf ediyorum. Kendisine ait incilden kendi ilüstrasyonlarına kadar geniş bir koleksiyona sahip.


 İtiraf ediyorum, ben eserlerden çok binanın mimarisi ve tarihiyle daha çok ilgilenmiştim. Ev, 1622 yılında inşa edilmiş bir taş bina ve kapıdan girişteki o muhteşem galeri benim ağzımı bir karış açmama ve bir daha kapatamama neden olmuştu.


O yıllarda hırsız alarmı gibi bir teknoloji söz konusu olmadığından merdivenlerin yüksekliğindeki düzensizlik aslında hızlı hareket eden hırsızların kaçarken düşüp yaralanması amacıyla yapılırmış, bunu da burada öğrenmiştim.


Şu güzelliğe bakar mısınız?


Müzeden çıkınca close'un içinde dolaşmayı da ihmal etmeyin.


Edinburgh'un close'ları 💓Bu videodan da rahatça görebilirsiniz, o daracık geçidi ve geniş avluyu. Dar geçitten sonra o alanda bekleyen askerleri de düşünün sonra. Anaaam, katliam!

Müze ziyaretimizden sonra New College'a götürdüm Agathayı. Sonunda boş bulabildik ve güzel bir fotoğraf çektiğimi düşünüyorum.


Masal gibi bir günüm de böyle bitti...



8 Kasım 2025 Cumartesi

8 Kasım - New College, Edinburgh Castle

8 Kasım 2025 Cumartesi 0

 Vay be, bir ay göz açıp kapayana kadar geçti bile dünyanın en büyülü şehrinde. Bu büyülü şehrin, en güzel manzarasına sahip olan yerine, Edinburgh Kalesi'ne ziyaretimiz var. Hadi birlikte her şeyini ıncık cıncık edelim.

Edinburgh Castle

Ama, kaleye girmeden önce, ziyaret edilmesi gereken bir kampüsümüz var. Hatırlarsanız bahsetmiştim, üniversitenin bolca kampüsü var ve "New College" denilen bu güzellik, The Mound'da [Edinburgh'un old ve new town'larını birbirine bağlayan yapay bir yamaç ve yol. New Town yapılırken temellerinden çıkarılan toprağın, 1765'te kurutulan ve günümüzdeki Princes Street Garden'ı oluşturan Nor Loch'a (cadı avı falan, hatırlayın) dökülmesiyle oluşturulmuştur.] Kaleye gelmeden görülebilecek bu güzelliğin içinde İlahiyat Fakültesi yer alıyor.



Ben artık Edinburgh Üniversitesi kampüslerinin içinde hayaletlerin dolaştığına inanıyorum 😀😀Üniversitenizin kampüsünün böyle olduğunu düşünsenize. O merdivenlerin sonundaki kapıdan yalnızca öğrenciler ve hocalar geçebiliyor ancak elbette bahçe tüm ziyaretçilere açık.


Solda görülen heykel de John Knox'un heykeli. (İskoç kilisesinin kurucusu, ilahiyatçı ve reform hareketlerinin öncüsü)

Kampüsün gece görüntüsü. Aslında saat 17:00 falan.

Şimdi, gelelim kalemize...

Kale, Castle Rock denilen, yıllaaaaar yıllaaaar önce aktif bir volkan olan dağın magmalarının sertleşmesi ile oluşmuş bir tepenin üzerinde yer alıyor. Fotoğraftan görülmeyen arka tarafında yaklaşık 80 metrelik uçurumlar var ve kaleye tek giriş old town'un en önemli caddesi the royal mile'dan olduğu düşünüldüğünde gerekli güvenliğin sağlandığı, kartal yuvası gibi bir konumda. Kale, 11. yüzyılda Malcolm III'ün saltanatından beri eklemelerle birlikte 1633'e kadar kraliyet ikametgahı olmaya devam etmiş, 15. yüzyıldan itibaren kalenin yerleşim rolü azalmış ve 17. yüzyılda esas olarak askeri garnizon olarak kullanılmış. Kalenin içerisindeki en eski ve günümüze kadar sağlam olarak gelen bina, St. Margaret Şapeli'ymiş.

Kale'ye giriş 19 pound. Evet, maalesef. 2,5 pound da sesli rehber için verebilirsiniz, vermeye de bilirsiniz. Eğer sesli rehber aldıysanız, bileti de online olarak almışsanız, mailinize bir link gelecek ve wifi bulunan bir ortamda telefonunuza indirmenizi tavsiye ederim. Biz bileti alırken bunu fark etmedik ve indirmesi mobil veriden biraz zaman aldığı ve çok veri tükettiği için bir yerden sonra ben sıkılıp bırakmıştım. 2,5 poundu havaya saçmanın en kolay yolu olmuştu benim için. Bileti 1-2 gün öncesinden almanızı tavsiye ederim, günlük bir ziyaretçi limiti var ve sonbahar mevsimi bile olsa az turist var demeyin, bu insanların çok planlı-programlı olduklarını da daha önce vurgulamıştım. Size tavsiyem, 13:00'ten önce giriş yapmanız, sebebi ise one o'clock gun. Yani aşağıdaki videoda göreceğiniz hadise:


Pazar günleri ve noel hariç her gün tam 13:00'te top patlatılıyor, 1861 yılından beri. Amaç da körfezdeki gemilerin saatlerini bu topun atılış saatine göre ayarlamaları. Şehre ilk geldiğimde duyduğum bu top sesi beni gerçekten korkutmuştu, cidden bir bomba patladı sanmış ve insanların nasıl böyle sakin kaldığına şaşırmıştım.

Ramsay Garden

 Kale'de çok fazla görülebilecek yer var. Bunlardan bir tanesi de tam kaleye giriş yapılan büyük alanın sağında yer alan bu güzel bina. 1800'lü yıllardan kalan bu güzel yapı günümüzde ağırlıklı olarak AirBnB ve öğrenci yurtları olarak veya konut olarak kullanılıyor. Yine ömre ömür katan yerlerden.

Evet, yine gelelim kaleye. Sitesinde kaç saat harcamak istediğinize bağlı olarak oluşturulan bir gezi planı var. 1 saatten 6 saate kadar değişen programları görebilirsiniz. Evet, o kadar büyük bir yer. Biz saat sıkıntımız olmadığı için tam 4 saatimizi harcamıştık. Eğer tam anlamıyla gezmek isterseniz 26 farklı mekan bulunmakta. Haritası da burada. Haritayı tavsiye ederim, ben gittiğimde her yerine girmek istediğim için üzerine işaretleme yaparak hiç bir noktayı atlamadan gezimi tamamlamıştım.

Statue of Earl Haig

Benim açımdan görülmesi kesinlikle gereken yerler, St. Margaret Chapel, (çünkü en eski yapı bu)


Şapelin içi oldukça sade

Hapishaneleri,


Mahkumların öğün miktarları

Evet, mahkumların öğün miktarları: 1 litre bira, 680 gram ekmek, 340 gram et, 2 günde bir 1 su bardağı bezelye, 110 gram tereyağı, 170 gram peynir, eğer Amerikalıysanız günde bir  somun ekmek. Günümüzdeki TR simülasyonunda yaşayan bir vatandaştan daha iyi beslenen suçlular... Elbette ilgimi çeker.

Müzeler
İçersinde yer alan çeşitli müzeler,

Uzun bir sıra bekleyişi sonunda ulaşacağınız ve fotoğraf çekiminin yasak olduğu İskoç Kraliyet Tacının bulunduğu mekan, 

Birbirinden güzel binalar,


Binalar,



Binalar...


Kale içi yapılar,

Kaledeki yapılar,


Dünya güzeli Edinburh'un görüntüsü... Dümdüz bir şehir olduğunu bir kaç kere söylemiştim değil mi?


Kale, günlük ziyaretçilerin yanı sıra Ağustosun ilk haftası Military Tattoo (hayır, dövme değil. Hadi artık bira içmeyi bırakın ve kışlalarınıza dönün anlamına gelen "doe den tap toe" ifadesinden geliyor) gösterisi var. Ağustos ayındaki gösterinin biletleri bir yıl önceden ekim-kasım gibi satışa çıkartılıyor ve fiyatlar 52-1150 pound arası. Çok planlı insanlar olduğunu söylemiştim, değil mi?


Benim gibi bir pintinin bile 50-60 pound verebileceği bir etkinlik bu:


Bunun yanı sıra, kasımın son haftası ile ocağın ilk haftası arası "Castle Light: Fire and Ice" gösterisi oluyor. Akşam karanlığından sonra kale ışıklandırılıp ziyaretçilere açılıyor.


Çocuk 11, yetişkin 18 pound. Size kalmış, benden söylemesi. 

 
◄Design by Pocket