Huxley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Huxley etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2025 Pazartesi

24 Kasım - Escape Reality/Ritual, Huxley'de Gianpieroya Veda, St. Andrew Square Maze

24 Kasım 2025 Pazartesi 0

 "Siz ve arkadaşlarınız Avrupa'nın ücra bir köyünde tatildesiniz. Bir gece bir bardasınız ve bazı sakinlerin gece geç saatlerde ormandan titreyen ışıklar ve tuhaf ilahiler duyduklarını tartıştıklarını duyuyorsunuz. Eğlenceli olabileceğini düşünerek arkadaşlarınızla gidip bakmaya karar veriyorsunuz. Ormanda kısa bir yürüyüşün ardından, soğuk havada tek başına duran harap, eski bir kulübe görüyorsunuz. İçeri girdiğinizde kulübenin boş olduğunu görüyorsunuz. Kapı aniden arkanızdan çarparak kapanıyor ve kilitleniyor, sizi içeride hapsediyor. Siyah başlıklı gizemli figürler ağaçların arasından çıkmaya başlıyor. Hepsi, bir iblisi dünyaya geri getirmeye adanmış garip bir tarikatın üyeleri. Bunun gerçekleşmesi için kurban vermeniz gerekiyor. Ritüel bir saat sürecek ve çıkış yolunu bulmak için fazla zamanınız yok..."

İşte biz 6 deli dün karların yolu kapatması yüzünden yapamadığımız etkinliğimizi bugün yaptık ve yine inanılmaz keyif aldık. Bu sefer seçtiğimiz cadılı, iskeletli, kopan vücut parçalarının tepemize yağdığı bir tık gerilimli, bolca karanlık odalarda kaldığımız bir oyun oldu. Bir önceki oyundan mantığı kaptığımız için bonus süre almak için yalvarmadan, sadece bir kere ipucunu kullandık (şiir çözmemiz gerekiyordu ve ağır bir ingilizceydi) ve yine çok eğlendiğimizi anlatmama gerek yok umarım. Güya Gianpiero çok sevdi diye gittik ama aslında biz de çok sevdik. 


Geçen gittiğimizde biraz geç kalma gibi durumumuz olunca Fountainbridge'deki nehir fotoğrafını çekememiştim, şimdi onu da şuracığa iliştireyim:

Her yerde su var lan, çok güzel...

Ritüeli çözüp fotoğraflarımızı çekinip Huxley'e doğru yola çıktık. Deborah ve Agatha bizden ayrılıp eve geçtiler. Ben, Alice, Erika; Gianpieronun yemeği için hep birlikte Princes Street'teki Huxley'e gittik.

Huxley'in önündeki güzellik

Huxley'in içindeki güzellik

Hiç sevmediğim halde yemek yedim burada, Gianpiero'nun hatrı için. Hem hediyelerimizi verdik, hem de kendisini ne kadar sevdiğimizi anlattığımız kartpostalımızı verdik. Ağlamasına şuncacık kaldı 😏


Huxley'in tam karşısında Johnny Walker Experience var, hep aklımdaydı gitmek. Ama Cathy bana viski ikram edip de daha ilk yudumda yemek borum ve ardından midem yanmaya başlayınca dedim, iyi ki gitmemişim.

Alice de bizden ayrılınca Princes Street boyunca yürüyüp; Edinburgh Kalesini ve ışıklarını, 




Devasa salıncağı ve Scott Monumenti,


çekip St. Andrew Square'a doğru bu sefer de maze'e gitmek için yürüdük.


Bu aslında çocuklar içindi ama neden olmasındı?


Çünkü bu ışıkları görünce dayanamıyorum! 😘


9 Kasım 2025 Pazar

9 Kasım - Cramond Falls, Lauriston Castle, Huxley, Mary's Milk Bar

9 Kasım 2025 Pazar 0

 Bugün, bizim grupla birlikte, doğa harikası bir yere, ardından hayatımda görüp görebileceğim en sevimli ve en dolu dolu bilgiye sahip olduğum bir kaleye gittim. Hadi hep beraber bakalım bu güzelliklere. Planların hepsini benim yaptığımı söylememe gerek var mı? Yok tabi ki. O yüzden dolu dolu 😎😎

Molly'i böyle bırakıp gittim...

İlk durağımız Cramond Falls. Genelde çoğu yere gidiş için Princes Street Garden üzerinden otobüse binerdik ancak, burasının otobüs durağı biraz farklı bir yerde, Surgeons' Hall Museum'u hatırladınız mı? Hani Nicholson Street üzerinde bulunan? Link de veriyorum valla, bakın hizmette sınır yok! Hah işte tam o müzenin karşısında bir sokak var, oradan 47 nolu hatta binerek gideceğimiz yere güzel bir yolculuğu başlattık hep birlikte.


Güzel dediysem, gerçekten güzel. Mahallenin ve evlerin az katlı ve yemyeşil oluşuna hayran kaldım. Her an gökyüzünü görmenin ne kadar farklı ve insanı iyi hissettirdiğini yeniden keşfettim.

Cramonds Falls, Cramond Bölgesinde yer alıyor ama ben size şunu söyleyeyim. Birazdan fotoğraflardan da göreceksiniz, bu doğa harikasına bakan evlerde yaşayan aileler var. Evet, eviniz bir küçük ormana, şırıl şırıl akan bir şelaleye bakıyor. Yani ben, içlerinde yalnızca ben, şelaleye doğru yürürken yanından geçtiğim evlerin kocaman bahçelerine, o bahçelerde yer alan kış bahçelerine, oturma takımlarına baktığımda, evlerden huzurun ve mutluluğun oluk oluk aktığını hissettim. Nerelerde yaşayan insanlar var, bizim görmek için milyon milyon tl'ler harcadığımız evler, kilometrelerce gittiğimiz yollara gerek kalmadan ellerinin altında her şey. Elbette ben diyeceğim. Bunu ne bir İtalyan der, ne de Japon.

İsyan ettiğim refah seviyesi işte bu


Evinizin bahçesinden şu şelaleye baktığınızı düşünün. İşte isyanım bunaydı benim. Bize lüks olan durumların aslında müreffeh ülkelerde herkesin elinin altında olması.


Edinburgh'un en romantik yolu diyorlar ki yerden göğe haklılar.


Bu da biz 😋


Yürüdük, yürüdük, yürüdük. Birbirimize yapraklar fırlattık, yaprakların içine yatıp yuvarlandık. O gün hepimiz çocuklar gibi şendik. Zaten bana göre hepsi çocuk da...

Ardından bu güzel manzarada sandviçlerimizi yiyip bir sonraki durağımız Lauriston Castle'ye gitmek üzere otobüse bindik. Yazımın başında da söylediğim gibi, bilgisel ve görsel olarak gerçekten dolu bir kale gezintisi oldu benim için. Yaklaşık 4,5 saatimi harcadığım Edinburgh Kalesi'ni bile bu kadar sevmedim. Üstelik Edinburgh Kalesinden çok daha ucuza, 10 pounda rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Zaten rehber olmadan gezemiyorsunuz, kapı kapalı, sizi içeri rehber alıp birlikte geziyorsunuz.


Öncelikle böyle tatlış bir bahçemiz var, Edinburgh- Kyoto Dostluk Bahçesi. Erika bayıldı, kendi ülkesinden bir parçayı Edinburgh'ta gördüğü için. Japon mutfağı sanki burada hiç yokmuş gibi 😋 Rehberin başlangıç saatine kadar bahçede oyalandık.

Kalemiz normalde 16. yüzyılda inşa edilmiş, ardından gelen yüzyıllarda da eklemeleri yapılmış. 

Tabi ki bir sürü zengin ailelerin yaşadığı bu evin eşyaları ile birlikte görmek, aslında yaşamın nasıl olduğunu hayalinde belki yanlış canlandırma yapacağına; en doğrusunu görmeni sağlıyor.

Bu mantığın bir benzeri de Georgian House’ta vardı. Hem üst katlarda zenginlerin yaşantısını, hem de alt katta hizmetkarların yaşantısını görebiliyorsunuz. Fakirlerin merdivenleri bile düzgün değil, yamuk yumuk.


Yanlış hatırlamıyorsam ilk kalorifer tesisatlarından birinin kullanıldığı bir evmiş burası.

İşte burası da evde yaşayanların isteklerini karşılamak için konulan ziller.


Gizli geçit bile varmış ehi ehi!

Kasım ayına geldiğimiz için güneşin batışı çok hızlı olmaya başladı. Artık şehre dönelim dedik, akşam yemeğimi kaçıracağım çok belliydi sabahtan. Zaten demiştim David’e. Birlikte şehir merkezinde bulunan ve Alice’nin tavsiye ettiği Huxley’e gittik. Cumartesi olduğu yer bulamadık ama bu fotoğraf çekmeme engel değildi elbette. 



Noel süslemeleri çok güzel değil mi? Onun dışında cuma ve cumartesi akşamları eğer rezervasyonunuz yoksa asla asla yer bulamazsınız. %95 diyelim hadi. Bu planlı programlı insanların arasında hayatta kalmak için onlardan daha planlı hareket etmek gerekir. Sözün özü yer bulamadık, dolaşa dolaşa bir hal olduk ve sonunda bir restoranda yer bulduk.

Ardından Grassmarkete gidip Mary’s Milk Bar’da güzel bir dondurma ısmarladık kendimize.

Süt ve süt ürünleri inanılmaz lezzetli bu ülkede. Eğer giderseniz, sütlerini bolca için, peynirlerini ve dondurmalarını yiyin mutlaka.

Ve muhteşem bir günüm daha bitti.

 
◄Design by Pocket