26 Ocak 2015 Pazartesi

Ben ve...

26 Ocak 2015 Pazartesi 7
Depresyon hırkam,


depresyon topuzum,


kitaplarım*, dizilerim** ve filmlerimle*** bu kışı gayet sıcak, güvenli, mutlu-mesut geçircez galiba...

* Kitaplarım: (okuduğum ve okuyacağım)
1- İskandinav Mitleri
2- İskandinav Masalları
3- 26. Seviye
4- Eğlenceli Türk Tarihi
5- Eğlenceli Dünya Tarihi

Sanırım 5 tane şimdilik yeter.

** Dizilerim:
1- Uzun zamandır vazgeçilmez olan Supernatural, American Horror Story ve The Walking Dead
2- Az zaman içinde başlayacağım A Young Doctor's Notebook
3- Çok tavsiye edilen Black Mirror

*** Filmlerim: (Şimdilik)
Şu ara geçmişe dönüş yapıyorum.
1- Sin City
2- V for Vendetta
3- Kimbilir kaçıncı olan The Lord Of The Rings (o kadar güzel ki anlatacak bir link bulamadım halen)
4- Misery 

22 Ocak 2015 Perşembe

Tanıştırayım...

22 Ocak 2015 Perşembe 3
Daha önceki yazımda anlattığım dünya tatlısı karşınızda. yalnız insan gibi davranan o, köpek gibi atlayıp zıplayan ben. Evet bi karışıklık olmuş arkadaşlar...

İlk resim çıldırma anı, ikincisi saldırı anı gördüğünüz gibi. Yirim ya, yirim.. 


19 Ocak 2015 Pazartesi

Ya Var Ya

19 Ocak 2015 Pazartesi 6
Keşke eskisi gibi herkes yazsa da blog okusak. Yazarların penceresinden baksak hayata. Yediklerini not etsek, gittikleri yerleri listeye alsak. Kızdıklarına biz de kızsak, sevinçlerine ortak olsak. (Kociş demeyin yeter ki kazık gibi adamlara.)

Bunu da yıllarca blog yazmamış, yazdıklarını havaya uçurmuş kişinin yazması da çok hoş haggaten.


15 Ocak 2015 Perşembe

New York Pizza Delivery

15 Ocak 2015 Perşembe 7
Aslına bakarsanız yeme içme olaylarını paylaşmak biraz değişik bir konu. Bakan insanın  canı çeker, o anda yiyemez, durum müsait değildir, ve daha bir sürü etmen vardır.

Şimdi bunları yazıp da sizin canınızı çektirmek istemesem de valla ne yalan söyleyeyim, güzel bulduğum için söylemek istedim. Ankara'da gerçekten güzel pizzalar yapan bir yer. Pizzaları devasa boyutta. Hatta ninja kaplumbağaların pizzası gibi olan büyük boyu var, 50 cm kadar. Obur biri olmama rağmen küçük boy pizzalarını bitiremiyorum, zaten küçük dedikleri diğer markaların orta boyuna eş.

Denemediyseniz, buradaysanız, yiyin :)




12 Ocak 2015 Pazartesi

E Kitap Okuyucum

12 Ocak 2015 Pazartesi 5
Ay çok pahalı, vay alamam deyip akabinde kendimi yalanlamış olsam da, napayım dayanamayıp aldım işte. Bunu :)

İlk defa aldım bu siteden, sipariş ettiğimin 25. saati elime geçmişti. İçine 19 adet e-kitap yüklemişler, bir tane fosforlu çizim kalemi, bir tane cici bir post-it, iki tane sevimli kitap ayracı, ve kitap okuduğum için teşekkür belgesi hazırlamışlar ki en çok bu hoşuma gitti.


Kitap okuyucuya gelince...


Son derece hafif, son derece ince, tabletin (benimki samsung tab 3) yarısı incelikte ve ağırlıkta. Üzerine bir kitaba ne yapıyorsanız onu yapabilecek şekilde yapmışlar. Not alabilme ve altını çizme özelliği var. Ancak renk yok. Fakat görüntüsü, sayfaların ağır çevrilmesi tam bir kitap sayfası çevirir gibi.


Işığı ve yazı tipi, boyutu istenildiği şekilde ayarlanabiliyor, wifi bağlantısı yapılabiliyor, içine oyun da atmışlar, arada iyi geliyor valla, bir de sesli sözlük olayı var ki yabancı dille okunurken hemen dönüp bilmediğin kelimeyi öğrenebiliyorsun.


Neyse ya, bedava verdiler sanki. Amma reklam yaptım ben de.

Sonracığımaaa...

Tabi doğrucu davut olduğum ve ayrıca emeğe saygı dediğim için, d&r'ın sitesinden e-kitap satın aldım, indirdim, bunu okumak için adobe'ın başka bir versiyonunun yüklenmesi gerekiyormuş, onu da indirdim, sonra bi güzel okuyucumun içine attım.

Dı-dııım! Açmadı :O DRM derdi çıktı başıma. (Digital Rights Managements) Para ile satın almama rağmen medyanın yeniden kullanımının engellenmesi amacıyla yapılan bir engellemeymiş, onu da bu sayede öğrendim. Araya araya Bağdat bulunur ya, pdf e-book removal diye bir program varmış, hadi madem başladım, onu da yükleyeyim dedim. Deneme sürümü olduğu için 10 kitaba izin veriyormuş. Eh, ona da tamam dedim. (Crack bulacam en kısa zamanda) Güç bela yaptım yani anlayacağınız, kilidi kaldırdım, attım cihaza. Niye hammallık yapayım de mi? Beyin bedava.

Ama tabi, bunu bu kadar kolay yapamadım. İşyerinde birçok site engellendiği için bilim insanı misali 15-16 kere deneme yaptım, hangi site açıktı bulmak zordu baya.  

Sonunda gelenler geldi tabi, "başlarım lan senin hakkına da sana da" diye nette dolaşıp 14 tane kitap indirdim, ücretsiz e-kitap yayınlayan sitelerden. Buradan yetkililere sesleniyorum: Basılı kitabı aldığımda istediğim kişiye verebiliyorsam, lisanslı kitabı indirdiğimde istediğim yerden okumalıyım. Al bak, engelleyemiyorsun cicim.





8 Ocak 2015 Perşembe

Oooy İki Gözüüüm.

8 Ocak 2015 Perşembe 4
5. sınıftan beri gözlüklü, üniversiteden beri lensliyim. Gözlük olmadan da burnumun ucunu -evet, resmen burnumun ucunu- göremeyecek kadar ileri maalesef numaram. Şekil olacağım diye takmaya başladım lens. Renkli olarak başladığım serüvene daha sonra şeffaf lenslerle devam ettim.

Taaa ki...

Ah Allahım ya Rabbim, o tarihi nasıl unuturum ki?

01/01/2014 tarihine kadar. 

Sabah gözümü açtım, bi tuhaflık var, odanın sağ yarısını göremiyorum iyi mi :) "Noluyo yhaa" derken baktım ki sağ gözüm açılmamış. Koşa koşa aynaya gittim, ne olmuş bana diye bakmaya, gözüm olmuş bir domates. Kıpkırmızı ve şiş. Açınca kapanmıyor, kapanınca açılmıyor. Sanki göz kapağımın altına da bir mercimek yerleştirmişler, her seferinde gözüm çiziliyor gibi hissediyorum. (domates, mercimek derken ne güzel anlattım ama di mi) Yılbaşının ertesi günü, nereye gideyim? Gidemedim haliyle, evde öyle yarım gözle debelendim. 

Ertesi gün soluğu doktorda aldım. Doktor gözüme bakınca bi ıslık çaldı. 
"Gözünün içindeki partikülleri görsen kendinden tiksinirsin." dedi bana. "15 gün boyunca makyaj yapmanı ve lens takmanı yasaklıyorum. Ayrıca uzun süreli lens takman yüzünden aşırı derecede göz kuruluğun var, suni gözyaşı kullanman lazım." 

Meğersem sevgili optikçimin bana aylık diye tavsiye ettiği lensler 15 günlükmüş ve ben her seferinde 15 gün daha fazla takarak bilmeden gözümün içini çöplüğe çevirmişim. Ayrıca haftanın 5 günü yaptığım makyajın parçacıkları, özellikle göz farı, göz kuruluğum yüzünden atılmadan gözümün içinde kalmış da kalmış.

Eh, o acıyı hissetseniz lens mens görmezdi gözünüz, şişe dibi gibi gözlükleri takardınız. Ben de öyle yaptım tabi. Gidip 3 tane gözlük aldım, (ucuzdu valla bak. hatta bir tanesinin sapları değişiyor, bu sayede bir sürü gözlük sahibiymişim gibi oldu.) İnceltilmiş cam kullanıyorum artık napim. Şimdi bir yıldır gözlüklüyüm, mecburum :(

Makyajı da bildiğimiz toz farlarla değil, anti alerjenik, anti bilmemnenik, organik falan fişman ürünlerden kullanarak yapıyorum. Anam yapmazsam olmaz, zaten gudubik bişeyim, ama tek bi fara 70-80 lira vermekten imanım gevrese de uzun süre gidiyo neyseki ihihi. Artık lensi özel günlerde falan kullanıyorum, onda da günlük lenslere döndüm. 

Efendim, buraya kadar okuduysanız beyninizden geçen düşünceyi canlandıracak bir resim koysam iyi olur:



5 Ocak 2015 Pazartesi

Hep Beraber Müdüre Ağzın Kokuyor Diyelim?

5 Ocak 2015 Pazartesi 3
I-ıh yemiyo değil mi?

Valla bizim de yemiyor. İnsanı durup dururken kırmak vicdan azabının en büyüklerinden bana göre. O yüzden hayatta diyemeyeceğim sözlerden birisi bu. Nasıl denir ki?

"Hey Müdür, bu dosya çok sıkıcı dostum yaa. Eğlenceli bişeyler yapalım. Meselaaa, buldum! Dişlerimizi fırçalayalım."

"İhhihi midir biy bin sizi hidiyi ildim. Biyrin nilili şikir.."

Olamadı maalesef.

Hani tolore edilebilir bir derecede olsa ağzından falan nefes alırsın, arada biraz mesafe bırakırsın vesair çeşitte davranırsın ama, bu iş diş fırçalama veya sigarayı bırakma ile çözülebilecek gibi değil çünkü zaten iş baştan sakat, adamın dişleri sanırım en son 6 yaşında falan beyazdı.

Neyse bu kadar ayrıntı yeter, olmadı şu siteye başvurcaz. Ölmez de sağ kalırsak. 

Öf kötü bi insanım..


 
◄Design by Pocket