6 Ekim 2025 Pazartesi

6 Ekim - Edinburgh'ta İlk Pazar

6 Ekim 2025 Pazartesi 0

 İlk kahvaltım bir Türk için son derece zayıftı. Süt, mısır gevreği, tereyağı, 2 çeşit reçel. Tost ister misin diye sorunca sevinip en azından tuzlu bişeyler yiyeceğim diye düşünmüştüm ancak gelenin kızarmış ekmek olduğunu görünce çok bozulmuştum. Sultan sağ olsun, bana kendine aldığı yumurtadan ikram etmişti. Orada o an öğrenmiştim, dolabın çok küçük bir kısmını bizim için ayırmışlar. Yemek istediğim bir şeyler varsa alıp koyabilirdim fazla olmamak kaydıyla. 

Planın var mı diye sordular, tabi ki yoktu. Yine Sultan sağ olsun, bana kısa bir Edinburgh yaptırmayı teklif etti. Seve seve kabul ettim. 


Otobüsten iner inmez karşılaştığım manzara işte bu... Princes Street Gardens. Arasından yol geçen, yazın konserlerin verildiği,  kışın da Christmas Market'in kurulduğu, Edinburgh Kalesinin dibinden başlayıp Waverley Tren İstasyonunda biten iki parçalı bir bahçe. Bahçe yapılmadan önce Nor Loch dedikleri küçük bir göl varmış, kalenin hemen dibinde olduğu için şehir açısından doğal bir engel teşkil ediyormuş. Zaman içerisinde kanalizasyon, orta çağ döneminde cadı testlerinin uygulandığı bir göl haline gelmiş. Cadı testi nedir? Cadı(!)'yı göle ağırlıkla birlikte atarsınız, ölürse suçsuzdur (aaaa, bak sen!), ölmezse cadıdır, gölden çıkarıp öldürürsünüz... İşte bunların yaşandığı bir gölden cennet bahçesine dönüştürmüşler burayı.


Bu çektiğim video da Princes Street Garden'ın sonu olan ve yanında Waverley Tren İstasyonunun olduğu cadde. Tam karşıda "Old Town" olarak adlandırılan, karşıdan baktığınızda ve içerisinde yürüdüğünüzde sizi büyüleyen eski şehri ve yapılarını görüyorsunuz. İşte burada aynı zamanda havaalanına direkt giden 100 numaralı otobüs ve şehrin ulaşımını sağlayan Lothian'ın otobüs/tramvay biletlerinin alındığı ofis yer alıyor. O yolun devamında Royal Mile adında Edinburgh Kalesinden başlayıp Hollyrood sarayında sona eren ve bir mil uzunluğunda bir yol var. Adı bu yüzden Royal Mile.


 Her köşe başında kilt giymiş ve gayda çalan erkek/kadın sanatçıları görebilirsiniz. Hava her zaman serin ve yağmurlu, turistler için çok fazla tercih edilen dönemler değil aslında ama benim için ideal. Ağustos ayında görmeliydin demişti Sultan, kalabalıktan birbirlerine sürtünerek geçenlerin olduğunu anlatmıştı.

Grassmarket

Grassmarket, Edinburgh kalesinin arkasında kalıyor. Tahmin edeceğiniz üzere, Old Town'dayız elbette. Zamanında toptancılar, demir, zift, katran, yağ, kenevir, keten, keten tohumu, boyacılar, ilaçlar ve odunlar gibi ağır mallar ve erzak satan çok önemli tüccarlarla dolu olan bu cadde aynı zamanda idamların da gerçekleştirildiği bir yermiş. Şimdi de Edinburgh'un en eski pubının da yer aldığı (White Hart Inn) etkinlik merkezi halinde. 
Yürüyerek geldiğimiz bir başka nokta da Candlemaker Row. Grassmarketten Greyfriars'a giden ana yol burası. Zamanında hangi zanaat hangi caddede yapılıyorsa o ismi almış tüm sokaklar. Cowgate'te inekler, grassmarkette toptancılar, Old Fishmarket ise balıkçılarla doluymuş. Bobby'nin hikayesini de kendim gittiğim zaman yazacağım. Şimdilik sadık bir köpek olduğunu bilin, yeter.

West Meadow Park

Bu parka nasıl geldiğimiz konusunda en ufak bir fikrim yok aslında. O gün her yere hayran hayran bakmaktan, gördüğüm her parkı çekmekten başka bir şey yapmadım. Hayli yol yürüdüğümüz günün sonuna doğru o muhteşem kale ve süslü havuz ile taçlandırdım gezimi.

The Ross Fountain

1862 yılında tamamen demirden dökülen bu çeşmenin arkasındaki büyüleyici görüntü Edinburgh Kalesine ait. Çeşme, turkuaz ve altın rengine boyanmış. Başka bir eser bu renklere boyanırsa nasıl olur bilemem ama harika bir kompozisyon değil mi bu?


Eve döndüğümüzde, korktuğum şey başıma gelmişti. Gözlerim rahatsızlandı ve şişmeye başladı. Önce hafif kaşıntı ile başlıyor bu iltihaplanma. Hemen makyajımı çıkarsam da iş işten geçmişti ve bilmediğim bu şehirde nasıl ilaç alırım bilmeden rahatsızlığım tekrarlamıştı.


5 Ekim 2025 Pazar

5 Ekim - Yolculuğum Başlıyor!

5 Ekim 2025 Pazar 0

Sabah 04:30 gibi yollara düştük. Annem uçağa binene kadar "ben nasıl sana izin verdim?" diye hayıflandı tabi bu süreçte. Ama eğitim söz konusu olunca uzaya bile gönderir annem, ekmek almaya gitmeyen kızını.


Giderken...

Alanda en az 100 kere tekrarlanan tembihlerden sonra, öpüşmeler, kucaklaşmalar, kardeşimle görüntülü konuşmalar ve artık veda vakti geldi, turnikelerden geçtim ve artık yola hazırım. 

Kahvaltımsı

Saat 08:00 civarında İstanbul Havaalanına indim. Edinburgh uçuşum, 13:25'teydi. Bu havaalanına ilk defa geldiğim için, büyük de olduğunu, iç hatlardan dış hatlara geçişin zaman aldığını bildiğim için bana zaman kalmasını istemiştim. Çok su içen birisi olduğumdan ücretsiz su sebili bulmanın mutluluğunu yaşadım. Çünkü uçakta inanılmaz susuyorum. Az su olan yerlerde de suya ihtiyacım 3 kat fazla oluyor. Haliyle sebil-tuvalet arasında gidip geldim bu süre boyunca. Yemeğimi yedim, duty-free'de takıldım, uzanmanı sağlayan çok güzel alanlar vardı, ayaklarımı uzatıp etrafı seyrettim. 


Yaklaşık 3 saat süren yolculuğumun ardından hayallerimin şehri Edinburgh'a indim. Pasaport kontrolünde nereden geldiğimi, ne kadar kalacağımı, eğitim ile ilgili belgelerimi sordular. Çok fazla zaman harcamadım o bölümde. Bavulumu aldığımda, muhteşem THY personelinin bavulumla savaş yaptığını düşündürecek şekilde yırtıldığını gördüm. Alandan çıkmadan hemen şikayet edeyim dedim ama baktım çok zaman alacak, gerisin geri çıkışa yöneldim. Kalacağım ailenin bulunduğu adrese gitmek için şehri henüz bilmediğimden Onedu benim için bir taksi ayarlamıştı. Çıkışa yakın bir yerde Costa Caffee varmış, onun önünden şoför beni alacaktı. Birbirimizi bulduk ve eve doğru yola çıktık. 

Bak bu doyurucuydu. Pilav fazla kıtırdı ama açken ben ben değilim...

Edinburgh'tan ilk fotoğraf

4 ay boyunca kalacağım aile bu işi yaklaşık 30 yıldır yapıyorlarmış. David yarı İskoç, yarı İngiliz; Cathy ise Glasgow'lu. Eve geldiğimde Cathy beni karşıladı ve ağzını açtığında "Ya ben hiç İngilizce bilmiyormuşum ki" dedirtecek kadar ağır aksanlı ve hızlı konuşması başladı. İlk konuşma kurallar üzerineydi. Sabah kahvaltısı 07:00-07:30 arasında, akşam yemeği 18:00'de. Eğer geç kalırsam hakkımı kaybedermişim, yemezsem de aynı şekilde. Her gün akşama ne pişireceğini söylermiş, eğer istemezsem başka bir yemek yapabilirmiş. Hafta sonu kahvaltısı da 08:00-09:00 arasındaymış. Perşembe günleri çamaşır günü, cuma da çarşaf değişimi günü. Banyo saati 22:00'ye kadar. Evin anahtarını verdiler ve eğer kaybedersem 15 pound cezası var. Evde Molly adında bir kedi var ve fırsatını bulduğu anda yukarı kata kaçtığı için kapılar hep kapatılmak zorunda, camlar ise çok az açılmalıymış. 


Molly

Tek kişilik odam

Benimle birlikte kalan iki Suudi delikanlı vardı. Sultan ve Hüseyin. Ben geldikten kısa bir süre sonra Sultan da geldi ve çat pat İngilizcesiyle tanıştık. Bavulumu yukarı çıkarmama yardım etti, ben de yavaş yavaş yerleşmeye başladım. Evin hemen yanında Aldi var ve önümüzdeki günlerde baya işime yarayacak kendisi.


Akşam da David ile tanıştık. Bana okula giderken kullanacağım otobüs hatlarını söyledi. 3, 8, 29. 8 numaralı hattın biraz uzakta bıraktığını söyledi. Kaybolmadan bulurum inşallah dedim.



 Annemi aradım, her şeyi sırayla anlattım. Yarın pazar, bakalım neler olacak... 

  

4 Ekim 2025 Cumartesi

Bir Dil Eğitimi Uğruna Ya Rab Ne Paralar Uçuyor...

4 Ekim 2025 Cumartesi 0

Tam bir yıl önce, hayatımın en güzel yolculuğuna çıktım. Aslında niyetim yaşarken yazmaktı ancak hayatım o dönemde o kadar güzel ve hızlı akıyordu ki, yavaşlatacak hiçbir şey istemediğime karar vermiştim. Dönünce yazmak istedim, iş yoğunluğundan elime alamadım. Ben de artık geçen yıl bu zamanlara denk gelen tatlı yolculuğumu kendime anı olarak yazmaya, yazarken kendime tekrar hatırlatmaya, güzel bir arşiv oluşturmaya karar verdim. 

Doktoramı bitirdikten sonra; 6 yılımı geceli-gündüzlü verdiğim, sosyal hayattan kendimi tamamen soyutladığım, sıkıntıdan kilo üstüne kilo eklediğim, iş ile birlikte götürmeye çalıştığım için baya sıkıntılar çektiğim bu dönemin ardından gelen dönemi taçlandırmak istedim. Öncelikle ne yapmam gerektiğine karar verdim. Ben, yurt dışına gitmek istiyorum. Ama kısa süreli değil, uzun. En azından paramın yettiği biçimde bir uzunluk. Fazla da ortalıktan kaybolmak, geri dönünce çalıştığım yöneticilik vasfımı elbette kaybetmek istemiyordum. Bu nedenlerle memuriyetin bana verdiği hak ve yetkiye ve biraz da biriken parama dayanarak kurum yöneticimin kapısını korkarak çaldım ve planlarımdan bahsettim heyecanla. 

Mucizevi bir biçimde kabul etti ve ben harekete geçtim. Aslında daha öncesinden harekete geçmiştim. Hangi ülke, hangi şehir, ne kadar uzunluktaki kurs derken önce Kanada olarak aldığım kararımı (kardeşim orada yaşıyordu ve ben barınma parası ödemeyecek, sadece kurs parasını ödeyecektim) kış ayında -30 derece olan ve tarih açısından bana hiçbir şey sunmayan bu ülkeden İngiltere'ye çevirdim. Evet, çok daha fazla bir ödemem olacaktı, birikimimin çoğu buraya gidecekti ama ben çok mutlu olacaktım. İngiltere'de Oxford veya Cambridge olabilir derken Edinburgh'un da listede yer aldığını gördüm. 6 aylık ücretsiz iznim kalmıştı, o anki durumuma göre max 4 ay gidebilirdim, zaten 4 ay sonrasında işlerimin en yoğun dönemi başlıyordu ve ben işimin başında olmalıydım. Planlarımı buna göre oluşturdum. 

Bu tür yurt dışı dil eğitimi aracılığı yapan onlarca firma ile görüştüm. Onedu'ya karar verdim. Kaplan Language School ile birlikle LSE de listede vardı ve ben Kaplan'ı seçtim. Barınma bedeli 3.600 pound, ders ücreti de 4.720 pound idi. Ben giderken 376.812 TL idi, Şimdi de 466.600 TL olmuş bir yılda. 7 Ekimde başlayan kursum 25 Ocakta sona erecekti.

Vize işlemi için gerekli belgeleri tamamladıktan sonra tüm başvuru süreci Onedu tarafından yürütüldü. 3 ay öncesinden randevu alındı, Randevu ücreti olarak da 155 dolar ödedim. Başvurduktan yaklaşık 1 hafta sonra 6 aylık İngiltere vizem hazırdı. Vize çıkar çıkmaz da Ankara-İstanbul, İstanbul-Edinburgh uçak biletlerimi 11.000 TL gibi bir rakama aldım. 30 Eylül itibari ile de ücretsiz iznime ayrıldım, 1 bavul, 1 kabin bavulu, bir de çantam ile yola çıkmaya hazırdım.   

12 Temmuz 2024 Cuma

Teyit

12 Temmuz 2024 Cuma 1

 Eğer kimse okumuyorsa yeniden yazmaya başlayacağım 😌

3 Nisan 2015 Cuma

Quokka

3 Nisan 2015 Cuma 4
Tipini yerim lan senin, ekran başında ölcem resmen sevmekten.


Avusturalyada Rottnest adasında yaşayan, insandan korkmayan bir keseli türüymüş bu arkadaş. 
 
◄Design by Pocket►