Agatha da fark etmiş çarşafların kokusunu. İiiiiii diye şikayet ede ede giyindi. O giyinirken ben de kahvaltımızı hazırladım. Ay cidden kızım gibi bir şey oldu bu yavrucak, dibimde, tepemde, yanımda, bişeyler hazırlamak için dolanırken o da 15 cm ilerimde benimle birlikte dolanıyor evin içinde. Ya yiycem bu kızı. Çokça dertleşerek kahvaltımızı ettik. İyi kalpli babasını çok genç yaşta kalp krizinden kaybetmiş, Bu gezinin amacı da zaten daha önce bahsettiğim gibi onun anısına yapılan bir gezi. Bir babaannesi var, zamanında annesine ve çevresindeki herkese kötü davranmasıyla tanınırmış. Yaşlanıp demans olunca kimse bakmamış babaanneye, sağlıklıyken insanlara kan kusturmasının cezasını çekmesini istemiş herkes. Sadece o genç yaşına rağmen Agatha, belki biraz da babasının ikinci eşi ilgileniyormuş, benim kadar benimseyerek bakmıyor diyor. Bababannesiyle ilgilenmesinin nedeni de babamın kan bağı var, asla bırakamam demesiyle açıklıyor. Minnoşum benim...
Evet, dönelim gezimize. Dünkü gezi yoğunluğumuzu aratmayacak bir programımız vardı bugün de. Dublin Kalesi, Liffey Nehri, Trinity College, National Museum of Ireland, National Gallery of Ireland, Oscar Wilde's House, St Stephen Green's Park ve sonunda eve varış.
1204 yılında inşa edilen Dublin Kalesinin çoğu yapısı 18. yüzyılda inşa edilerek bugünkü halini almış.
İngiliz ve İrlanda hükümetinin merkezi olarak kullanılan kale, günümüzde her İrlanda Cumhurbaşkanının göreve başlama törenine ve çeşitli Devlet resepsiyonlarına ev sahipliği yapıyor.
Kale'de daha önceki dönemlerde kullanılan eşyaların yanı sıra,
Portre galerisi,
Taht odası,
Cumhurbaşkanı yemin törenleri için kullanılan Aziz Patrick Salonu,
gibi bir çok oda ziyaret edilebilmekte. En güzel tarafı neyin ne olduğu anlatan, şayaları ve kullanım amaçlarını görebildiğiniz bir kale. Haliyle 8,5 euroluk giriş ücreti asla fazla değil. Craigmillar kalesinin bomboş taş duvarlarına 13,5 pound verdiğim düşünülürse...
Liffey Nehri:
"Nehiryatağında, Havva ile Adem’i geçip sahilin sapağından körfezin kıvrımını dolanır, emrisakin ve yılankavikus bir döngüyle bizi baştangeri Howth Cebelhisarı ve efradına ulaştırır." James Joyce - Finnegan Uyanması
"Buruşuk, hurda bir kayık olan Elijah, Liffey Nehri'nden hafifçe süzülerek, Loopline Köprüsü'nün altından geçti , suyun köprü ayaklarının etrafında sürtündüğü akıntıları aştı, Gümrük Binası eski rıhtımı ile George'un iskelesi arasında, teknelerin gövdeleri ve demir zincirlerinin yanından doğuya doğru yol aldı." James Joyce - Ulysses
"That there, that's not me – I go where I please – I walk through walls, I float down the Liffey – I'm not here, this isn't happening" Radiohead - How to Disappear Completely
Bu yüzden planımız içinde yer alan ancak vakit kalmadığından Oscar Wilde'ın evini sadece dışarıdan görüp eve doğru yola koyulduk.
.jpeg)


.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)


.jpeg)
.jpeg)

0 yorum:
Yorum Gönder