11 Ocak 2026 Pazar

11 Ocak - Dublin Gezisine Devam Ediyoruz.

11 Ocak 2026 Pazar

 Agatha da fark etmiş çarşafların kokusunu. İiiiiii diye şikayet ede ede giyindi. O giyinirken ben de kahvaltımızı hazırladım. Ay cidden kızım gibi bir şey oldu bu yavrucak, dibimde, tepemde, yanımda, bişeyler hazırlamak için dolanırken o da 15 cm ilerimde benimle birlikte dolanıyor evin içinde. Ya yiycem bu kızı. Çokça dertleşerek kahvaltımızı ettik. İyi kalpli babasını çok genç yaşta kalp krizinden kaybetmiş, Bu gezinin amacı da zaten daha önce bahsettiğim gibi onun anısına yapılan bir gezi. Bir babaannesi var, zamanında annesine ve çevresindeki herkese kötü davranmasıyla tanınırmış. Yaşlanıp demans olunca kimse bakmamış babaanneye, sağlıklıyken insanlara kan kusturmasının cezasını çekmesini istemiş herkes. Sadece o genç yaşına rağmen Agatha, belki biraz da babasının ikinci eşi ilgileniyormuş, benim kadar benimseyerek bakmıyor diyor. Bababannesiyle ilgilenmesinin nedeni de babamın kan bağı var, asla bırakamam demesiyle açıklıyor. Minnoşum benim...

Evet, dönelim gezimize. Dünkü gezi yoğunluğumuzu aratmayacak bir programımız vardı bugün de. Dublin Kalesi, Liffey Nehri, Trinity College, National Museum of Ireland, National Gallery of Ireland, Oscar Wilde's House, St Stephen Green's Park ve sonunda eve varış.

1204 yılında inşa edilen Dublin Kalesinin çoğu yapısı 18. yüzyılda inşa edilerek bugünkü halini almış.

İngiliz ve İrlanda hükümetinin merkezi olarak kullanılan kale, günümüzde her İrlanda Cumhurbaşkanının göreve başlama törenine ve çeşitli Devlet resepsiyonlarına ev sahipliği yapıyor.

Kale'de daha önceki dönemlerde kullanılan eşyaların yanı sıra,


Portre galerisi, 


Taht odası, 


Cumhurbaşkanı yemin törenleri için kullanılan Aziz Patrick Salonu,


gibi bir çok oda ziyaret edilebilmekte. En güzel tarafı neyin ne olduğu anlatan, şayaları ve kullanım amaçlarını görebildiğiniz bir kale. Haliyle 8,5 euroluk giriş ücreti asla fazla değil. Craigmillar kalesinin bomboş taş duvarlarına 13,5 pound verdiğim düşünülürse...


Liffey Nehri:


"Nehiryatağında, Havva ile Adem’i geçip sahilin sapağından körfezin kıvrımını dolanır, emrisakin ve yılankavikus bir döngüyle bizi baştangeri Howth Cebelhisarı ve efradına ulaştırır." James Joyce - Finnegan Uyanması

"Buruşuk, hurda bir kayık olan Elijah, Liffey Nehri'nden hafifçe süzülerek, Loopline Köprüsü'nün altından geçti , suyun köprü ayaklarının etrafında sürtündüğü akıntıları aştı, Gümrük Binası eski rıhtımı ile George'un iskelesi arasında, teknelerin gövdeleri ve demir zincirlerinin yanından doğuya doğru yol aldı." James Joyce - Ulysses

"That there, that's not me – I go where I please – I walk through walls, I float down the Liffey – I'm not here, this isn't happening" Radiohead - How to Disappear Completely


İşte böyle etkilemiş ünlü yazarları, ünlü grupları Liffey Nehri, ben ne kelam edebilirim ki?

Bu güzel doğa harikasından ayrılıp benim harikama, Trinity College'a doğru yürümeye başladık. Tam çevirisi, Kraliçe Elizabeth'in Kutsal ve Bölünmez Üçlüsü Koleji olan üniversite Dublin Üniversitesi olarak adlandırılmış olsa da benim ve çoğu insan için sanırım hâlâ Trinity College. 1592'de kurulan üniversitede Türkiye kürsüsü de var. Sanırım bunun nedeni İrlandalılara İngiliz eliyle yapay biçimde gerçekleştirilen kıtlıktan kurtulmaları için Osmanlı İmparatorluğu tarafından gıda yardımını unutmamaları vesile olmuş olabilir. Tamamen sallıyorum, özür.



Mezunlarını saycam: Oscar Wilde, Jonathan Swift (Güliverin Gezileri), Bram Stoker (Dracula)... Adı duyulmayan mezunları steteskopu, buhar tribününü, hipodermik iğneyi icat etmiş; cüzzam tedavisi, radyoterapiye öncülük etmiş, elektron terimini ortaya atmış!!!


Ben de eşek gibi kulaklarımı oynatabiliyorum 😀

Ah bir kütüphanesi var ki, maalesef ücretliydi ve giremedik. Kapısından görüp hediyelik eşya satan mağazaya uğradık.


Gönüllü olarak kolej öğrencilerinin kampüsü gezdirmesi sayesinde kendimizin ulaşamayacağı çokça bilgiye nadim olduk.

Kampüste hemen sandviçlerimizi yiyip, ücretsiz olan Kildare Street üzerinde bulunan ve arkeoloji alanındaki National Museum of Ireland'a vardık.



Bedava kültürün kölesi olan beni buradan kazıyarak çıkarmak gerekti.


Taş Devri'nden Geç Orta Çağ'a kadar uzanan İrlanda ve diğer antikalar konusunda uzmanlaşmış olan müze koleksiyonunda, bataklık cesetleri, balta başları, kılıçlar ve bronz, gümüş ve altından yapılmış kalkanlar gibi Demir ve Bronz Çağı objeleri de dahil olmak üzere tarih öncesi İrlanda'ya ait eserler bulunmakta (of ağzım sulandı)


Daha çok foto var ama ben çok kalabalık etmek istemiyorum... Oradan da ver elini National Gallery of Ireland... Avrupalı ve İrlandalı sanatçıların eserleriyle dolu olan bu müze de ücretsiz 💚


Maalesef sanat konusunda lise düzeyi bilgiye sahip olduğumdan çok yorum yapamam ama bu sefer de Agathayı çıkarmak için baya zaman harcadım..


 Bu yüzden planımız içinde yer alan ancak vakit kalmadığından Oscar Wilde'ın evini sadece dışarıdan görüp eve doğru yola koyulduk.


Ayrıca, akşamki manzaramızı sizinle paylaşmak istiyorum. Yerdeyken çok güzel de umarım yarına kadar dağılır zira yarın Edinburgh'a uçuşumuz var. 😦




 

 

0 yorum:

 
◄Design by Pocket