23 Şubat 2015 Pazartesi

Bu Kendim İçindi..

23 Şubat 2015 Pazartesi 2
Piç:


Beyefendi:



Su Samuru:


Çok param olsa bu üçüne film çektirirdim.

Sen.. Sen sadece benimle evlen ya..


19 Şubat 2015 Perşembe

Her Sabah...

19 Şubat 2015 Perşembe 0
Uyandığımda, "akşam en geç 11'de uyumalıyım." deyip; her gece en erken 1'e kadar clash of clans, 




godus, 




ve boom beach



oynamaktan ortalama 5 saatlik uykuyla gidiyorum işe.

16 Şubat 2015 Pazartesi

Özgecan

16 Şubat 2015 Pazartesi 2
İçinizi şişirmek istemiyorum ama şişmesi de lazım. Özellikle erkeklerin ve erkek çocuk annelerinin.  O yüzden pat diye konuya giriyorum, giriş-gelişme-sonuç olmadan.

Erkeklere: Kızlar/kadınlar sizin erkekliğinizi ispat edeceğiniz, döveceğiniz, söveceğiniz, canınız istediğinde sevişeceğiniz, size hizmet etmekle yükümlü, gölgenizden korkacak varlıklar değildir. 

Kadınlara: Oğullarınızı, "ileride çok can yakacak." mantığı ile yetiştirirseniz inşallah, umarım, dilerim önce sizin canınızı gerçekten yakar. Masum bir kızcağızı yakacağına sizi yaksın. Umrumda değil.

Önce kendinizi ve kocanızı eğitin. Sonra anne-baba olup olamayacağınızı lütfen bir tartın. Annelik sadece 9 ay karnında taşıma işi, babalık eve para getirme işi değil, eğitim, öğretim, edep, adap bütünüdür. Doğurma işini fareler dahi yapıyor, o kadar büyük bi olay değil. Kezbanlaşmayın. 

Katillere: Dilerim o ve tüm diğer kadın katillerini hapishanede uzun bir ömür bekliyordur. Dilerim her gece ölmek için yalvarırlar. Dilerim koğuş orospusu olurlar, her gece tecavüzü yaşarlar. Bedenleri ölmez inşallah ama ruhlarının ölmesi en büyük dileğim. 

İdam cezası istemiyorum, bunlara ölmek şeref olur. Hapishanede yaşasınlar ki, onları büyüten ana(?) da her gün onunla ölsün, tohumunu saçan babanın oğluna nasıl kancık muamelesi yapılıyor, şahit olsun. Mağdurun ailesi her gün ölüyor zaten, senin iğrenç ananı-babanı mı düşüncem?

Sülalenin de seninle birlikte ırzına geçilsin, şerefin iki paralık olsun, işsiz kal, güçsüz ol, dışlan, sürün, ama ölme. 

Çok hümanistim, sakın ölme!

12 Şubat 2015 Perşembe

Facebook

12 Şubat 2015 Perşembe 4
Nerden başlasaaaam...

Facebook hesabımı arkadaşlarım yüzünden kapattım bir yıl önce. Cümlenin içindeki ironiyi farkettiniz mi? Zaten yüzyüze görüştüğüm veya hasbel kader okuldaki aynı sıraları paylaştığım insanlardan nefret derecesine geldiğim için oldu tüm bunlar. 

Sebebi üç türlü. Hatun kısmının elinde düşmeyen telefonla en az 47-48 adet albüm oluşturulmuş ve her albümün içinde yaklaşık olarak 750-800 arası resim var. Hızla fotoğraflar arasında dolaşınca insanlar ağır çekim hareket ediyor gibi gözüküyor mesela. İçerikten çok bahsetmek istemiyorum ama hani tahmini zor değil, etli butlu 38 numara toynaktan hallice ayakların kumlu fotoları, kıllı şekerpare göbekli heriflerin güneşlenme pozları vs vs... Bildiğin kezban olayları.

Sonuç: Takipten çıkartıldılar.

Diğer sebep:"İbretlik paylaşım"

Hayatta en ama ama eeen nefret ettiğim şey ise insanların manevi duyguları ile oynanması, din sömürüsü ve bunun kanıtlara dayanmayan biçimde sunulmasıdır. Özellikle de arkadaşlarımın yaptığı paylaşımlarda bunları görünce benzin döküp yakasım geliyor. Bu yazıyı yazmama sebep olan üniversiteden bir arkadaşımın yine aralarda denk gelen hesap aktifleştirme sırasında gördüğüm bir paylaşımı: 

Yerde yatan mumyanın secde ettiğinin iddiası vs vs. Bu paylaşımın altında insanın kanını donduran cinsten inanmazsan şöyle yanarsın, böyle iflahını keseriz türünden tehditler, tehditler, tehditler...

Ben inanç açısından tam ortada yer alıyorum. Körü körüne inancım yok, mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır diye olaylara -özellikle bu türden olursa- yaklaşımım var. Şu yukarıdakini düşünürsek, yaklaşık 6000 yıllık mumyalara rastlanınca, bunlara inanç-coğrafi olaylar (kuru hava, rüzgar vs) eklendiğinde artık mucize olmadığını her aklı selim insan bilir. Benim sinirlendiğim nokta bunun boktan bir iki insan tarafından korkutularak dine yöneltilmenin sağlanması. Allahtan korkmamızın istenmesi. Bunun cahilce yapılması, cahillerin acaba neden diye düşünmemesi. (işte ikinci ironi. cahil ve düşünce.. gece gece güneş doğması gibi bişey. suya girip ıslanmamak gibi bişey!...) Yaratan, yarattığına neden eziyet eder ki? Ben en basitinden sims oynarken yarattığım tipler beceriksizliği sonucu yanınca veya elektrik çarpınca üzülüp oyunu geriye alıyorum. Ölmesinler diye... Simülasyonda bunu yaparken gerçeği yaradan neden cozzzt diye yakar ki? Saçma... Başka insanlara zarar vermesin yeter ki. Din adına kafa kesmesin mesela, kadına tecavüz etmesin, çocuğu taciz etmesin, çalmasın. İnanıp da tüm bunları yapacağına. Değil mi? 

Neyse. Sonuç: Arkadaşlıktan çıkartıldılar.

Ve sonuncusu. Lisedeki kaşarların evlenince her cuma ayet paylaşması. Sağa sola abanan abazaların hayırlı cumalar temalı paylaşımları. Rabbim bence bu ikirciklileri cezalandırmalı. Lan ben senin 15-16 yaşındayken adamın kucağına oturduğun anı hatırlıyorum ya hem de sınıfın ortasında. Sonra da hayırlı cumalar müslüman kardeşlerim. 

Sonuç: Facebook kapatılır. 

9 Şubat 2015 Pazartesi

Senfoni No. 7 (Beethoven)

9 Şubat 2015 Pazartesi 4
Dünya tarihinde yaşamış üç ünlüyü geri getirmek istersen kim olurdu sorusuna -ilki klişe olacak ama- Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Beethoven'ı der, üçüncü için biraz süre isterdim. Atatürk'ün muhteşem biçimde günümüze adapte olacağını ve bazılarının canına ot tıkacağını bildiğimden yolu tarif edip bipolar kişilik bozukluğu olan Beethoven'cığımı yalnız bırakmazdım muhtemelen.

Neyse, bugünkü konumuz bu değil sevgili arkadaşlarım. Anlatmaya başlasam muhtemelen 4-5 yazı yazarım bu adam hakkında. O yüzden en sevdiğim delinin en sevdiğim eserini sizinle paylaşmak istedim.

Kendimi özellikle kötü, bitkin, bıkkın ve daha ardı ardına ekleyeceğim tüm olumsuz sıfatları hissettiğim anda, aslına bakarsanız her sabah işe giderken ve her akşam işten dönerken son ses açıp gözlerimi kapayarak dinlediğim bir senfoni kendisi.

Özellikle ikinci kısmı daha ünlü ve ben de burasını çok seviyorum. Aşağıda paylaştığım videoda eseri dinlerken çalan her enstrümanı ayrı ayrı görebilirsiniz. Bu benim klasik müzik dinlerken kendi kendime oynadığım bir oyun. Tüm enstrümanı duymaya çalışmak, baskın olanları geriye itip arka planda çalanı dinlemek... 


"Tanrı kimilerinin kulağına fısıldar. Benimkine bağırdı ve sağır oldum..."

Renklerin neye karşılık geldiğini de şuraya derhal iliştirivereyim: 

Bordo: Kontrbas
Koyu Kırmızı: Viyolonsel (2 adet)
Koyu (?) Portakal: Viyola
Portakal: Keman
Mor: Fagot
Lacivert: Klarnet
Mavi/Yeşil arası olan: Obua
Yeşil: Flüt
Bal Rengi: Korno
Sarı: Trompet
Gri: Timpani


6:00'dan itibaren ise gözlerim yaşarıyor alimallah.

Bu da esas benim dinlediğim biraz daha hızlı hali. Hız önemlidir, ağır parçayı bile coşkulu yapar. Yukarıdakini enstrümanları net görmeniz açısından koydum. tercih sizin.


Bunu koyamadım nedense...


Benim en sevdiğim eseri benimle beraber dinlediğiniz için teşekkür ederim size.
 
◄Design by Pocket►